10. Hukuk Dairesi 2019/4391 E. , 2020/3830 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2013/602-2015/129
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 05.07.2010 tarihli iş kazasında %54 oranında sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirin rücuan tahsilini talep etmiş olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"dur.
5510 sayılı Kanun"un iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 21"inci madde hükmü, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün, olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumu"na karşı rücuan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır.
Olay tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun"un 12. maddesi hükmüne göre alt işveren, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için, öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverinin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş, ya da, işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Dosya kapsamında yer alan müfettiş raporunda ve Mahkemece, aldırılan 23.12.2013 tarihli kusur raporunda davalı ... Kablo Elektr. Malz. San. ve Tic. A.Ş. asıl işveren, davalı ... Çelik Montaj Makina Yapı İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. alt işveren olarak nitelendirilmiş, Mahkeme ise gerekçeli kararında "....Dava konusu olayda, ... kabloya ait fabrikanın, “üretim binası ve vizyon inşaatına ait bölümde panellerle çatı örtüsü, cephe örtüsü, mevcut kolon ve makas sistemi kalmak üzere binanın yenilenmesi işi” konusunda bir müteahhitlik sözleşmesi imzalanmıştır. Dolayısıyla bu bakım ve onarım işi, ... Kablonun yardımcı işi veya asıl işinin bir bölümü niteliğinde değildir. Bunun yanında, dosya içerisindeki tahkikat dosyasındaki ifadelerden, ... Şirketinin sadece 5-6 işçisiyle kendi nam ve hesabına onarım işini yaptığı, talimatların ... yetkilileri ... ve ... tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ... Kablo ve ... Şirketi arasındaki ilişki, üst-alt işverenlik ilişkisi olarak değerlendirilmemiş, dolayısıyla bilirkişi raporunda toplam %80 olarak belirlenen davalılar kusur oranının tamamından yalnızca davalı ... Şirketinin sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Yine aynı nedenlerle davalı ... Kablo yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçesiyle davanın kısmen kabulü şeklinde hüküm tesis ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece davalı taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, asıl işverenlik-alt işverenlik ilişkisi bulunup, bulunmadığı araştırılıp, irdelenmemiştir.
Mahkemece, açıklanan hususlar çerçevesinde öncelikle davalı şirketler arasındaki hukuki ilişki ve asıl işverenlik-alt işverenlik sıfatları irdelenip, belirlenmeli, varsa taraflar arasında sözleşme getirtilmeli, bu doğrultuda yeniden bir kusur raporu alınmalı ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.