23. Hukuk Dairesi 2016/9082 E. , 2020/812 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; müvekkili kooperatifin 04/12/2010 tarihinde yapılan genel kurulunda davalıların olduğu yönetim kurulunun ibra edilmeyerek yeni yönetim kurulunun seçildiğini ancak bundan sonra kooperatif kayıtları hakkında bilgi sahibi olmayan yeni yönetim kurulu kooperatife ait olan hesaplardan bazı paraların davalılar tarafından çekildiğini ve bunlara karşılık fatura veya makbuz konulmadığının görüldüğünü, ayrıca davalıların inşaatı zamanında bitirmiş olsalardı inşaat ruhsatı yenilenmeyeceği gibi fazladan ödeme yapılmamış olacağını, davalıların kooperatifi yönetirken özen göstermediklerini ve SSK primlerini zamanında yatırmayarak kooperatifi zarara uğrattıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL"nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı ...; davanın reddini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talep ettiği zararların hesaplanması için gerekli defter ve belgeler verilen kesin sürelere rağmen taraflarca ibraz edilmediği, davacı tarafın iddia etmiş olduğu zararların ispatlanması mümkün bulunmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatif eski dönem yöneticileri aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollaması ile dava tarihi 21.09.2011 itibari ile somut olayda uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasden veya ihmal ile yerine getirmedikleri takdirde oluşacak zararlardan kooperatife karşı da sorumludurlar. Bu yönde açılan bir davanın görülebilmesi, 6762 Sayılı TTK"nın 341. maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar almasına ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Ancak anılan eksiklikler dava şartı olmayıp, sonradan tamamlanabilen usuli eksiklik niteliğindedir.
Dosya kapsamında, davalılar aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulca alınmış bir karar bulunmadığı gibi denetçiler tarafından verilen vekaletnameye de rastlanmamıştır. Mahkemece, davacı tarafa, 6100 sayılı HMK"nın 52, 53 ve 54. (HUMK"un 39. ve 40.) maddeleri uyarınca davalılar hakkında eylemin kişi, konu ve kapsamını somut olarak gösteren sorumluluk kararı alınmasına ya da işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin genel kurul kararının ibrazı için önel verilmesi, davanın gelindiği aşamada görevde olan denetçilerce davayı açan vekile vekaletname verilmesi ya da asıl olarak davayı takip etmelerine olanak tanınması, noksan olan usuli işlemler yerine getirildikten sonra davaya devam edilmesi, verilen süre içinde bu eksiklikler tamamlanmaz ise davanın açıklanan usul yönünden reddedilmesi gerekir.
Bu durumda, anlatılan ilkeler çerçevesinde usuli eksiklerin giderilmesinden sonra mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, eksiklikler üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2)Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.