
Esas No: 2022/4337
Karar No: 2022/4972
Karar Tarihi: 21.04.2022
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/4337 Esas 2022/4972 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacı, 2014-2019 yılları arasında davalı Bakanlıkta yemekhane personeli ve garson olarak hizmet verdiğini, ancak sürekli olarak davalı Bakanlığın taşeronluk ilişkisi kurduğu şirketler üzerinden belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştırıldığını, muvazaalı asıl işveren – alt işveren işlemi sebebiyle haklarının kısıtlandığını iddia ederek asıl işveren – alt işveren sözleşmelerindeki muvazaanın tespitine ve davacının iş akdinin başından itibaren davalı Bakanlık işçisi sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının işe girdiği tarihten itibaren davalının işçisi olduğuna ilişkin tespitin yerinde olmadığına karar vererek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmetmiştir. Kanun maddeleri ise; Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin \"asıl iş\" ve \"yardımcı iş\" tanımlarıdır.
"İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 25. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : TESPİT (İŞ HUKUKUNDAN KAYNAKLANAN)
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... Anadolu 14. İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2014-2019 yılları arasında davalı Bakanlığa yemekhane personeli ve garson olarak hizmet verdiğini, kesintisiz olarak aynı hastanede aynı işi yapmasına rağmen sürekli olarak davalı Bakanlığın mevzuata aykırı olarak taşeronluk ilişkisi kurduğu şirketler üzerinden belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştırıldığını, iş akdinin 18.03.2019 tarihinde feshedildiğini, davalı Bakanlığın çeşitli hizmetler için ihale açtığını, temizlik, ulaşım, yemekhane işleri, yemek dağıtımı, güvenlik, veri giriş elemanı, sekreterlik, çevre düzenlemesi gibi işlerinin çoğunu taşeron firmalar üzerinden taşeron işçilere yaptırdığını, muvazaalı asıl işveren – alt işveren işlemi sebebi ile davacının haklarının kısıtlandığını, işlemin muvazaalı olması sebebi ile davacının işe başladığı tarihten itibaren asıl işveren işçisi sayılması gerektiğini, davacının işe başladığı tarihten itibaren asıl işveren organizasyonunda, asıl işverenin sağladığı araç gereçler ile çalıştığını, davalı talimatlarına göre iş yaptığını, emir ve talimatların davalı Bakanlığa bağlı hastanelerden alındığını, davacının yapmış olduğu işin niteliğinin alt işverene verilebilecek işlerden olmadığını, teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmediğini, ihale firması değişimlerinde davacının sigorta giriş ve çıkışlarının yapıldığını, yasanın kadrolu işçilere tanıdığı haklardan davacının mahrum kaldığını, eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiğini iddia ederek asıl işveren – alt işveren sözleşmelerindeki muvazaanın tespitine, davacının iş akdinin başından itibaren davalı Bakanlık işçisi sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yüklenicinin asıl işveren olduğu işyerinde çalıştığını, davacı ile Kurum arasında herhangi bir bağ ve sözleşme bulunmadığını, Kurumun ihale makamı olması sebebiyle sorumluluğu bulunmadığını, muvazaa iddiasını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu :
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı Bakanlık ile davacının hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştığı dava dışı şirketler arasındaki asıl işveren- alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren, bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlara göre asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir.
Alt İşverenlik Yönetmeliğinde asıl iş; "mal veya hizmet üretiminin esasını oluşturan iş" olarak tanımlanırken, yardımcı iş: "İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan iş" olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda; davacı davalı işyerinde yemekhane personeli garson olarak çalışmaktadır. Dosya içerisinde mevcut hizmet alım sözleşmelerinden ihale konusu işin "Malzemeli Yemek Pişirme, Kahvaltı Hazırlama, Dağıtım ve Sonrası Yemek Hizmet Alımı” olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu yemek hizmet ihalesinde garson olarak çalışan davacının hizmet alım sözleşmelerine uygun şekilde çalıştırıldığı, alt işverene verilen işin doğrudan üretim organizasyonu içinde yer alan bir iş olmayıp yardımcı iş kapsamında olduğu, davalı kurum ile diğer dava dışı şirketler arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin kanuna uygun olarak kurulduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içerisinde mevcut bulunan tüm tanıklarda; davacının yemekhane personeli garson olarak çalıştığını, emir ve talimatları ile maaşları taşeron firmadan aldıklarını, taşeron şirketler değişse bile aynı yerde aynı işi yapmaya devam ettiklerini beyan etmişlerdir.
Davalı Kurum tarafından dava dışı şirketlere verilen iş yardımcı iş niteliğindedir. Yardımcı işin bir kısmının alt işverene verilmesi mümkündür. Başka bir anlatımla, hizmet alımı yapılan yardımcı işte hem asıl işverenin hem de alt işveren işçisinin çalışması asıl işveren-alt işveren ilişkinin geçerliliğine halel getirmez. Bu itibarla davalı ile dava dışı şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davacının davalı Kurumun işçisi olduğuna ilişkin tespit yerinde değildir. Mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının işe girdiği tarihten itibaren davalının işçisi olduğunun tespiti talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.