
Esas No: 2021/5724
Karar No: 2022/4425
Karar Tarihi: 14.02.2022
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/5724 Esas 2022/4425 Karar Sayılı İlamı
4. Ceza Dairesi 2021/5724 E. , 2022/4425 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A- Müşteki ...’ın 02/10/2015 tarihli duruşmada sanık ... hakkında şikayetçi olmadığını beyan etmesi ve yöntemince bu sanık hakkındaki kamu davasına katılmaması karşısında, hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca müşteki ...’ın tebliğnameye uygun olarak, sanık ... hakkında kurulan hükme ilişkin TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
B- Katılan ...’ın sanıklar ... ve ... hakkında tehdit suçundan kurulan hükümler ile sanık ...’ın kendisi hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz taleplerine gelince:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1- Sanık ... hakkında tehdit eylemine ve yükletilen suça yönelik katılan ...’ın temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz taleplerinde ise;
a) Katılan ve aşamalarda dinlenen tanıkların beyanları kapsamından sanıklar ... ve ...’ın katılan ...’a karşı birlikte TCK’nın 106/2. maddesinin c bendinde düzenlenen tehdit suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi ve sanık ... hakkında ise suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK’nın 106/1. maddesinin 1.cümlesi gereğince hüküm kurulması,
b) Kabule göre de, sanık ... hakkında kurulan hükme ilişkin olarak, 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
c) (b) bendindeki bozmaya uyulması ve uzlaşmanın sağlanmaması durumunda,17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 E. 2021/4 sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar vermesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasanın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirdiğinden, sanık ... ve katılan ...’ın temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, sanık ... yönünden yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14/02/2022 tarihinde, katılan ...’ın temyiz talebi yönünden oy çokluğuyla, sanık ...’ın temyiz talebi yönünden oy birliğiyle karar verildi.
Karşı Oy
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılanlar ... ve ...’a yönelik 17/08/2014 tarihinde işlediği iddia olunan birlikte tehdit suçundan ... Asliye Ceza Mahkemesinin 27/04/2016 tarihli ve 2015/808 Esas ve 2016/642 sayılı Kararıyla;
• Sanıklar ... ve ... hakkında katılanlara yönelik birlikte tehdit suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine,
• Sanık ... hakkında müşteki ...’a yönelik birlikte tehdit suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine,
• Sanık ... hakkında müşteki ...’a yönelik tehdit suçundan TCK 106/1-1 cümle, 29, 53, 58 maddeleri gereğince 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, hak yoksunluğuna,
Karar verilmiştir.
Söz konusu hükümler katılan ... ve sanık ...’ın temyizi üzerine Dairemizin 14/02/2022 tarihli ve 2021/5724 E., 2022/4425 K sayılı Kararıyla;
• Müşteki ...’ın 02/10/2015 tarihli duruşmada sanık ...’ten şikâyetçi olmaması ve kamu davasına katılmaması sebebiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve CMUK’un 317. maddesi gereğince reddine,
• Katılan ...’ın sanık ... Yıldırım hakkında verilen hükme yönelik temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden hükmün onanmasına,
• Sanık ... ve ... hakkında eylemin birlikte tehdit suçunu oluşturduğundan bahisle bozulmasına,
• Kabule göre de sanık ... hakkında uzlaşma ve bunun gerçekleşmemesi halinde de basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğinden bozulmasına sanık ... yönünden CMUK’un 326/son maddesinin gözetilmesine,
Karar verilmiştir.
Yüksek Daire'nin söz konusu kararına katılan ...’ın temyizi yönünden aşağıda izah edilen gerekçelerle iştirak edilememiştir.
Konunun izah edilmesi bakımından katılan ...’ın, sanıklar ... ve ... açısından katılmanın geçerli olup olmadığının belirlemesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Nitekim katılan ...’ın duruşmanın 02/10/2015 tarihli oturumundaki beyanında; sanıklar ... ve ... şikayetçi olup davaya katılmak istediğini, sanık ...’dan ise şikâyetçi olmadığını belirtmiştir.
Katılan ...’ın söz konusu katılmadan vazgeçmesinin diğer sanıklara sirayet edip etmeyeceğinin değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, CMK’nın “Kamu davasına katılma” başlıklı 237. maddesinin birinci fıkrasında mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumluların ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek “kamu davasına” katılabileceği belirtilmiştir.
Bu konuda iki durumun değerlendirilmesi gerekmektedir. TCK’nın 73. maddesinin beşinci fıkrasında takibi şikâyete bağlı suçlar bakımından sanıkların biri hakkındaki şikâyetten vazgeçmenin diğer sanıkları da kapsayacağı belirtilmekte, bunun kanuni sonucu olarak bu suçlar bakımından davaya katılma halinde şikâyetten vazgeçme halinde tüm sanıklar bakımından şikâyetten vazgeçmenin sirayeti sonucunda tüm sanıklar bakımından katılma hükümsüz kalacaktır.
Bununla birlikte, takibi şikâyete bağlı olmayan suçlar bakımından ise bir sanık bakımından şikâyetten vazgeçerek katılmama iradesi gösteren kişinin diğer sanıklar bakımından şikâyetçi olup davaya katılıp katılamayacağına ilişkin Kanunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Kamu davasına katılan olan kişi Cumhuriyet savcısının yanında ferdi iddia makamını teşkil etmektedir. 5271 sayılı CMK’nın yürürlüğü girmesi ile birlikte kamu davasına katılma ayrıntısıyla düzenlenmiş olup, şikâyetçi olup kamu davasına katılma isteğinde bulunan suçtan zarar gören yahut mağdurun davaya katılmasıyla kamu davasının sujesi olarak çeşitli haklar elde etmesi söz konusudur.
Bununla birlikte, kamu davasında ferdi iddia makamını teşkil eden katılana iştirak halinde işlenmesi sebebiyle açılmış bir kamu davasında bir kısım sanıkların cezalandırılmasını, bir kısım sanıkların ise aynı eyleme iştiraklerine rağmen cezalandırılmamalarını sağlayacak şekilde bir yetki vermesi; kanun önünde eşitlik prensibini bozacak şekilde adaletsizliğe sebebiyet verecektir.
Nitekim somut olayda, çoğunluk görüşünün bir sonucu olarak; katılan ...’ın sanık ... hakkında şikâyetçi olmaması sebebiyle katılan olarak kabul edilmemiş ve ilk derece mahkemesince verilen TCK’nın 106/1-1 cümle, 29, 53, 58 maddesi verilen 4 ay 15 günlük hapis cezası başkaca aleyhe temyiz olmadığından CMUK’un 326/son maddesi gözetilerek eylemin birlikte tehdit suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmuş, aynı olayda birlikte tehdit suçunun diğer faili olan sanık ... hakkında ise aleyhe temyiz olduğu kabul edilerek sanığın cezasının alt sınırı 2 yıl olan birlikte tehdit suçundan cezalandırılması yönünde bozma kararı verilmiştir. Dolayısıyla katılanın, kendi talebini bölerek bir kısım sanıklar hakkında katılıp bir kısım sanıklar hakkında vazgeçmesi ile aynı eylem sebebiyle sanıklara cezanın bireyselleştirilmesinin dışında hakkaniyete uygun olmayacak şekilde farklı cezalar verilmesine sebebiyet vermiştir.
Öte yandan, CMK’nın 237. maddesinde yukarıda belirtildiği şekilde “kamu davasına” katılma düzenlenmiş olup, katılmanın dava ve fiile yönelik olması gereklidir. Katılmanın kamu davasının diğer sujesine yönelik kabulü, bu sıfatı kazanmasından sonra katılana aynı eylemi gerçekleştiren bir kısım sanıkları cezalandırmasına, bir kısım sanıkları ise ödüllendirmesine sebebiyet verebilecek şekilde bir yetkinin verilmesi durumunu ortaya çıkaracaktır ki bunun kabulü hakkaniyete uygun olmayacaktır.
SONUÇ
Yukarıda arz ve izah edilen gerekçelerle;
Katılan ...’ın duruşmanın 02/10/2015 tarihli oturumundaki beyanında; sanıklar ... ve ... şikayetçi olup davaya katılmak istediğini, sanık ...’dan ise şikâyetçi olmadığını belirtmiş olması karşısında, davaya katılmanın bölünmesi söz konusu olmayacağından, ...’ın katılma sıfatının hükümsüz kalması sebebiyle sanıklar Osman ve ...’a yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve CMUK’un 317. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edemiyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.