10. Hukuk Dairesi 2012/6654 E. , 2013/5181 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yaşlılık aylıklarının ve bunlara ilişkin faizlerinin iadesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir .
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 17.12.2004 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı alan davacının, ... Basketbol Federasyonunda 506 sayılı Kanun kapsamında çalışması nedeniyle, 01.01.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı kesilerek 30.04.2010 tarihine kadar fuzulen ödenen aylıklar adına borç kaydedilmiştir.
Uyuşmazlığın yasal dayanağı; 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafları ile 5335 sayılı Yasanın 30/2. Maddesi olup, 01.01.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükte olan yasal düzenleme gereğince; her hangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, bu aylıkları kesilmeksizin her hangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılmazlar ve görev yapamazlar. Anılan yasal düzenlemeye aykırı biçimde çalışılması durumunda; çalışanların, fiilen çalıştıkları dönemdeki emeklilik veya yaşlılık aylıklarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kesilmesi ve yersiz aylıkların istirdadı gerekir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun 27.05.2009 gün ve 2009/21-168 E., 2009/218 K.; 01.12.2010 gün ve 2010/10-586 E., 2010/615 K.; 06.04.2011 gün ve 2010/21-726 E., 2011/68 K. ve 05.10.2011 gün ve 2011/10-476 E., 2011/584 K., 21.03.2012 gün ve 2012/10-20 E., 2012/235 K. sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir.
Davacının, çalışma yasağına karşın çalışmasını sürdürmesi, açıklanan yasal düzenlemelere aykırı olacağından, emekli aylıklarının 01.01.2005 tarihi itibariyle kesilmesine ilişkin Kurum işleminde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin konuya gelince; 5510 sayılı Yasanın 96. Maddesinin birinci fıkrasında; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır.” denilmekle kurumca yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin esas ve usuller belirlenmiştir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkelere göre, davacının dava dışı kurumda 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ...’ne tabi olarak çalıştığı, bu çalışmaların davalı Kuruma bildirilerek primlerinin yatırıldığı, her iki dosyanın Kuruma ait olduğu, hatalı işlemde davacının kasıt ve kusurunun bulunmadığı gözetilmek suretiyle, 01.01.2005- 30.04.2010 tarihleri arasında almış olduğu yersiz emekli aylıkları ve faizine ilişkin iade borcunun kapsamı, 5510 sayılı Yasanın 96. Maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmü uyarınca belirlenerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.