
Esas No: 2022/5051
Karar No: 2022/5696
Karar Tarihi: 09.05.2022
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/5051 Esas 2022/5696 Karar Sayılı İlamı
9. Hukuk Dairesi 2022/5051 E. , 2022/5696 K."İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 7. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre ve diğer temyiz şartları yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının asıl işveren Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı ... L...-E... K... Öğrenci Yurdundaki yemek ve kantin işletmesinde 04.12.2014 - 30.04.2019 tarihleri arasında kesintisiz ve aralıksız şekilde çalıştığını, daha sonra yapılan yasal düzenleme ile Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün tüzel kişiliği kaldırılarak Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlandığını, davacının ihaleler neticesinde alt işveren şirketler değişse de asıl işveren ... nezdindeki alt işverenlerde kesintisiz şekilde çalışmayı sürdürdüğünü, son alt işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı sebep bildirilmeksizin feshedildiğini, yıllık izin haklarının kullandırılmadığını, müvekkili davacının çalışma süresi boyunca haftalık 10 saati aşan fazla çalışma yaptığını, ulusal bayramların tamamında, dinî bayramların ise bir kısmında çalıştığını, ancak çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı, hafta tatili ücreti alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili Kurum ile davacının çalıştığı şirketler arasındaki sözleşmenin kira sözleşmesi niteliğinde olduğunu, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, ... iş mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını ve zamanaşımına uğrayan davacı taleplerinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının lokanta-kantin hizmetlerinde çalıştığı, işletme ile ilgili emir ve talimatları dava dışı şirketlerden aldığı, davacının sigortalılık bildirimlerinin davalı Bakanlık tarafından değil, lokanta ve kantin işleticisi dava dışı şirketler tarafından yapıldığı, davalı ... dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin kantinin kiralanması niteliğinde olup taraflar arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2 inci maddesi anlamında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hatalı olarak belirlendiğini, davalı Kurumun işi verdiği şirketlerin sık sık değişmesine rağmen çalışan işçilerin aynı kaldığını, dava dışı şirketlere verilen işin yardımcı iş niteliğinde olduğunu, şirketin işçilerini yalnızca davalı kurumun lokanta ve kantin işine özgü çalıştırdığını, emir ve talimatların davalı Kurum tarafından verildiğini, davalı ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin kanuna uygun şekilde asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunu, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi kararının hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğundan söz edilmesinin ve davalı Kuruma husumet yöneltilebilmesinin mümkün olmadığı; zira davalı Kurum ve işletmeci şirketler arasında bir tür kira ilişkisi bulunduğunun yerleşik Yargıtay içtihatları ile de kabul edildiği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hatalı olarak belirlendiğini, davalı Kurumun işi verdiği şirketlerin sık sık değişmesine rağmen çalışan işçilerin aynı kaldığını, dava dışı şirketlere verilen işin yardımcı iş niteliğinde olduğunu, şirketin işçilerini yalnızca davalı kurumun lokanta ve kantin işine özgü çalıştırdığını, emir ve talimatların davalı Kurum tarafından verildiğini, davalı ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin kanuna uygun şekilde asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunu, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi kararının hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacının istihdam edildiği dava dışı işverenler ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı ve bu bağlamda davalının işçilik alacaklarından sorumlunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4857 sayılı Kanun'un "Tanımlar" kenar başlıklı 2 inci maddesinin altıncı fıkrasında "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." düzenlemesi yer almaktadır.
3. Değerlendirme
1. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir. İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
2. Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
3. Bir üst bentte yapılan açıklamalar ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davalı Kuruma ait öğrenci yurdunun kantin işletmesinde çalıştığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, dosya kapsamında yer alan dava dışı şirketler ile davalı Kurum arasında imzalanmış işletme sözleşmelerinin incelenmesine göre davalılar arasındaki ilişkinin kira ilişkisi niteliğinde bulunduğu; öte yandan, davacı tanığı Y.C.'nin davalı Kurum ile işletme sözleşmesi imzalayan dava dışı şirket bünyesinde çalışmakla birlikte gerek öğrenci yurdunun içinde gerekse de dava dışı şirketin işyerinin merkezinde çalıştığını, durumun değişkenlik gösterdiğini beyan ettiği hususu göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz etmek mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.