Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/5066
Karar No: 2022/5699
Karar Tarihi: 09.05.2022

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/5066 Esas 2022/5699 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2022/5066 E.  ,  2022/5699 K.

    "İçtihat Metni"



    BÖLGE ADLİYE
    MAHKEMESİ : ... 19. Hukuk Dairesi
    DAVA TÜRÜ :ALACAK

    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : ... 10. İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli ve 2017/940 Esas, 2019/986 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/643 Esas, 2021/791 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun İlk Derece Mahkemesince verilen kararın miktar itibarıyla istinaf kanun yoluna başvurma sınırı altında olduğundan kesinlik sebebi ile reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının davalı şirketin gerek ... ... şantiyesinde gerekse de ...'deki merkezinde 01.02.2015 tarihinden itibaren şantiye proje müdürü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 26.11.2015 tarihinde davalı işverence haksız şekilde feshedildiğini, aylık net 15.000,00 TL ücret ödeneceğinin taraflar arasında sözlü olarak kararlaştırıldığını, davacının davalı Şirket ile anlaştıktan sonra ... Mahallesi, ... Mevkiinde kain 1739 ada 5 parsel (ve komşu parsellerde) sürdürdüğü 31 bağımsız bölümden oluşan büyük projesinin şantiye proje müdürü olarak görev yapmaya başladığını, bu dönemde şantiyenin kuruluşu, sözleşmelerin hazırlanması, çalışan personele ücretlerinin ödenmesi, sevk irsaliyelerinin imzalanması, malzeme alım satımı, belediyeden inşaat ve yapı kullanım ruhsatlarının alınması gibi görevleri ifa ederek projeyi tek mühendis sıfatıyla sevk ve idare ettiğini, davalı Şirket tarafından şirket namına iş yapmak üzere vekâletname verildiğini, ancak gerek sigortalılığı gerekse de aylık ücretleri yönünden hiçbir yasal hakkının ödenmemesi üzerine ... 11. Noterliğinin 18.11.2015 tarihli ve 17805 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini, davalı Şirketin bu durum sonrasında iş sözleşmesini haksız yere sonlandırdığını, tarafına herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı işyerindeki tek inşaat mühendisi olan müvekkili davacının haftanın yedi günü, tüm resmî tatillerde ve dinî bayramların ilk iki günü dışında 07.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, söz konusu çalışmalarının karşılığının da ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... ili, ... ilçesi, 1739 ada ve 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edeceği yapının şantiye şefliği hizmeti için aylık 3.000,00 TL ücretle anlaşmaya varıldığını, davacının mali bir kısım sıkıntılar yaşamamak adına eşinin hesabına para yatırılması talebinin de işverence olumlu karşılanarak ödemelerin tam ve zamanında olacak şekilde bu hesaba yapıldığını, davacının 15.000,00 TL ücret ile çalıştığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı ile 01.06.2015 tarihinde şantiye şefliği iş sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 26.11.2015 tarihinde sona erdiğini, davacının çalıştığı süre zarfında başka şantiyelerde de görev yaptığını, günlük mesaisinin sadece bir kısmını davalıya ait işyerinde geçirdiğini, dolayısıyla çalışmaya ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, iş dışında da dostane ilişkileri sebebiyle davacının eşine borç paralar verildiğini, ancak iyi ilişkilerin sonlanması üzerine eşine borç verilen paraların iadesi istenince davacının haksız kazanç sağlamak amacıyla işbu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının 14.04.2015-26.11.2015 tarihleri arasında, aylık net 3.000,00 TL TL ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin ihbar tazminatına hak kazanılmayacak şekilde sona erdiğinin davalı tarafça ispatlanmadığı, davalı savunması dikkate alınarak dosya kapsamına alınan davacının eşine ait banka hesap hareketlerindeki ödemelerin değerlendirilmesine göre davacıya yapıldığı anlaşılan yalnızca "B.. I.. Şantiye Şef Ücreti" açıklamalı ödemelerin mahsubu suretiyle davacının bakiye ücret alacağının bulunduğu; ancak davacı tarafından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının usulünce ispatlanamadığı gerekçeleriyle ihbar tazminatının ve ücret alacağının hükümde belirtilen miktarlar üzerinden kabulüne, diğer alacak kalemlerinin ise reddine dair davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; faiz başlangıç tarihlerinin hatalı şekilde belirlendiğini, ihtarname ile temerrüdün oluşacağını, faizin de bu temerrüt tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, davacının çalışma süresinin yeniden hesaplanması gerektiğini, tanığın ifadesine salt davacının eşi olması sebebiyle itibar edilmemesinin hukuki olmadığını, 30 yıllık kıdemi nazarında meslek odasından alınan ücretin kendisine ödenmesi gerektiğini, dosyaya davacının bizzat işçilere ya da aracı firmalara yaptığı ödemeleri gösterir belgelerin sunulduğunu, bu nakit ödemelerin bizzat davacı tarafından yapıldığını, bu nakdi tutarların davacıya nasıl verildiğinin tespit edilmesi gerektiğini, davacının davalı Şirket adına 3. kişilere nakit ödemeler yaptığını, davacının eşi D.'nin hesabına gönderilen tutarların ücret ile alakalı olmadığını, işçilere ödemeleri dağıtan C.Ç. isimli kişiye ödemelerin bizzat davacı tarafından dekont karşılığında yapıldığını, bu nedenle bilirkişi raporunda mahsuba ilişkin görüşe katılmadıklarını, dosyada iki farklı şantiye sözleşmesi bulunduğunu, bu hususun da incelenmesi gerektiğini, salt bir adet şantiye şefliği hizmet sözleşmesine istinaden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının davalı Şirkette üstlendiği görevin proje müdürlüğü olup görevin şantiye şefi olduğunun kabul edilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dava ve ıslah dilekçesindeki talepleri karşılar şekilde davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

    2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile müvekkili Şirketin inşa edeceği ... ili, ... ilçesi, 1739 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının şantiye şefliği hizmeti için aylık 3.000,00 TL bedelle anlaşmaya varıldığını, sözleşmede kararlaştırılan ücretin mali birtakım sıkıntılar yaşamamak adına davacı tarafından eşi F.D.I. hesabına yatırılmasının istendiğini, 3.000,00 TL olan aylık ücretin davacının eşinin hesabına yatırıldığını, davacı ile iş dışında da öteden beri dostane ilişkiler kurulduğunu, parasal problemler yaşayan davacının eşine borç para verildiğini, davacının eşine borç olarak verilen paranın iadesinin istendiğini, eşine ait borçları ödemek istemeyen davacının bu davayı açtığını, davacının başka başka şantiyelerde de şantiye şefi olarak hizmet verdiğini, günlük mesaisinin sadece bir kısmını davalıya ait işyerinde geçirdiğini, davacının işçi sıfatı ile çalışmadığını, iş hukukundan kaynaklı herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, ödeneceği taahhüt edilen 3.000,00 TL aylık ücretin tam ve zamanında davacının eşinin hesabına yatırıldığını, bu hususun banka hesap hareketleriyle açıklığa kavuştuğunu ve davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı nezdinde işçi olarak istihdam edildiğinin kabulü gerektiği, davalının ihbar tazminatına yönelik istinaf sebebinin bu gerekçe ile yerinde olmadığı, davacının hizmet süresinin başlangıcına ilişkin olarak Mahkeme tarafından davalı tarafça davacıya resmî kayıt olarak ilk kez vekâletname verildiği tarihin ve dava dilekçesi içeriğine göre davacının 14.04.2015-26.11.2015 tarihleri arasında çalıştığı kabulünün yerinde olduğu, davacının ücret miktarına ilişkin olarak dosya kapsamında davacı tanık beyanlarında ücrete ilişkin açıklık olmadığı, sadece meslek odasından alınan cevabın taraflar arasında böyle bir ücretin kararlaştırıldığını ispatlamak için yeterli olmadığı, davacının kıdemli bir mühendis olduğu anlaşılmakla birlikte davalı tarafça davacının başka şantiyelerde de çalıştığı, çalışmasının tamamını davalıya ait işyerine özgülemediği, bu sebeple meslek odası tarafından tam zamanlı çalışma için bildirilen emsal ücretin esas alınamayacağı, davacının şantiye şefi olarak çalıştığının dosya kapsamındaki resmî belgeler ve sözleşme ile de sabit olduğu, davacının ücretin 15.000,00 TL olduğu yönündeki iddiasının ispatlanmış kabul edilemeyeceği ve ücretin net 3.000,00 TL kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu; ayrıca davacı tarafça tespit edilen ücret alacağının miktarına yönelik olarak iki ayrı sözleşme bulunduğu ve bunun birinin değerlendirilmediği iddiasında bulunulmuş ise de davacının dava dilekçesiyle 1739 ada 5 parselde sürdürülen projeyi sevk ve idare ettiğinden bahisle talepte bulunduğu, dosya kapsamındaki taraflarca imzalı 01.06.2015 tarihli şantiye şefi hizmet sözleşmesinin bu parsele ilişkin olduğu, ... Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen belgeler içerisinde yer alan tarihsiz şantiye şefliği hizmet sözleşmesinin ise sadece taraflar ve aylık ücret bölümünün doldurulmuş olup sözleşmenin ne zaman imzalandığı ve hangi parsele ilişkin olduğunun anlaşılamadığı, bu sözleşme ile birlikte gönderilen ve davacının şantiye şefi olarak imzasının bulunduğu yapı kullanma izin belgelerinin tarihlerinin ise Temmuz 2016 olduğu görüldüğünden davacının dava dilekçesinde bu döneme ilişkin bir çalışma iddiası bulunmadığı gerekçesiyle davacının ücretinin, iki şantiye hizmet sözleşmesi bulunduğu dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki davacı istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı belirtilmiştir.

    2. Dosya kapsamındaki deliller ve tarafların beyanlarından davacının eşi adına olan hesabın taraflar arasındaki ilişkide kullanıldığı sabit olup Mahkeme tarafından bu hesapta yer alan sadece “B.. I.. Şantiye Şef Ücreti” açıklaması içeren ödemelerin mahsup edilmiş olmasının yerinde olduğu; ancak 18.07.2016 tarihli “B.. I.. 1741 ada 1 parsel şantiye şef ücreti” adı altına yapılan ödemenin 01.06.2015 tarihli, 1739 ada 5 parsele ilişkin şantiye şefliği sözleşmesinden farklı bir ödeme olduğu açıkça belirtildiğinden, 3.000,00 TL'lik bu miktarın mahsubunun hatalı olduğu değerlendirilmiş ve buna ilişkin davacı istinafının yerinde olduğu belirtilmiştir.

    3. Öte yandan alacağın tamamı yönünden temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen yerinde olduğu kanaati ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının görevinin proje müdürlüğü olup şantiye şefi olarak kabulünün ve ücretinin buna göre belirlenmesinin hatalı olduğunu, davacının kıdemi dikkate alınarak meslek odasından bildirilen emsal ücretin esas alınması gerektiğini, birden fazla şantiyedeki çalışmalarının hesaplanması gerekirken bunun reddedilmesinin hatalı olduğunu, bu konuda dava ve delil dilekçelerinde yer alan açıklamaların gözden kaçırıldığını, Bölge Adliye Mahkemesinin dosya içerisinde yer alan yapı kullanım izin belgelerinin tarihini esas alarak yaptığı değerlendirmenin hatalı olduğunu, ücret ödemesine ilişkin mahsupların hatalı olduğunu, davalının 17.08.2018 tarihli ihtarnamesine göre de müvekkilinin eşine yapılan ödemelerin ücret olarak kabulünün mümkün olmadığını; zira davalı tarafça bahse konu ihtraname ile söz konusu ödemelerin borç olduğu gerekçesi ile geri istendiğini, dosyada tanık sıfatıyla dinlenilen davacının eşi D. I.'nın beyanlarına sırf davacının eşi olması sebebiyle itibar edilmemesinin son dönem Yargıtay uygulamasına uygun olmadığını, davacının 01.06.2015 tarihinden daha önce çalışmaya başladığının Mahkemenin kabulünde olması sebebiyle belirtilen tarihten önceki döneme ait ücretinin de ayrıca belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının ücret alacağının miktarına ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrasında, genel anlamda ücret, "bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar" olarak tanımlanmıştır.

    2.Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanun'un kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine; dönemlere uyularak ödenmelidir. 4857 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.

    3. 4857 sayılı Kanun'un 37 nci maddesine göre, işçiye ücretinin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan ücret hesap pusulası verilmesi zorunludur.

    4. Uygulamada çoğunlukla ücret bordrosu adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.

    5. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.

    6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık" kenar başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre,
    “ (1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
    ...”

    3. Değerlendirme
    1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    2. Somut olayda, davacı tarafça tespit edilen ücret alacağının miktarına yönelik olarak birden fazla şantiyedeki çalışmalarının dikkate alınması gerekirken tek sözleşme dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğu ileri sürülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda "İstinaf" başlıklı kısmın, "C. Gerekçe ve Sonuç" başlıklı bölümünün (1) numaralı paragrafında bildirilen gerekçelerle davacının söz konusu istinaf başvurusuna ilişkin itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirme eksik incelemeye dayanmaktadır. Şöyle ki davacı vekili dava dilekçesinde, davalı Şirketin gerek ... ... şantiyesinde gerekse de ...'deki merkezinde çalıştığını, davacının davalı Şirket ile anlaştıktan sonra ... Mahallesi, ... Mevkiinde kain 1739 ada 5 parsel (ve komşu parsellerde) sürdürdüğü 31 bağımsız bölümden oluşan büyük projesini yürüttüğünü, ... 11. Noterliğinin 18.11.2015 tarihli ve 17805 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacaklarının ödenmesini talep ettiğini belirtmektedir. Dolayısıyla davacının dava dilekçesinde yalnızca 1739 ada 5 parselde sürdürülen projeyi sevk ve idare ettiğinden bahisle ücret talebinde bulunduğuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi yerinde değildir. Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesince yapı kullanma izin belgelerinin tarihlerinin 2016 yılı Temmuz ayı olduğu dikkate alınarak davacının bu projeye dayalı ücret alacağının dava dilekçesindeki çalışma dönemini kapsamadığı yönünde değerlendirme yapılmış ise de bu değerlendirme de hatalıdır. Zira 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 30 uncu maddesine göre, yapı kullanma izni yapı tamamen bittiğinde tamamının, kısmen tamamlandığı durumda ise tamamlanan kısımların kullanılabilmesi için ilgili merciiden alınmaktadır. Üstelik davacının 14.04.2015-26.11.2015 tarihleri arasında çalıştığının kabulü dosya kapsamına uygun olup söz konusu yapılara ilişkin yapı ruhsatı da 10.08.2015 tarihlidir. Dolayısıyla Mahkemece, dava dilekçesi içeriği dikkate alınarak (komşu parsellerin neler olduğu, davacının dava dilekçesinde atıfta bulunduğu ücret alacağına ilişkin davacı tarafça keşide edilmiş ihtarname içerikleri ve davalının cevabi ihtarnameleri değerlendirilmek suretiyle davacının çalışma alanının tespiti ile) davacının ücret alacağı talebinin kapsamı belirlenerek davacının belirlenen alanlardaki çalışmasının kabul edilen çalışma dönemi içerisinde kalıp kalmadığı da değerlendirilmek suretiyle ücret alacağı miktarının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Eksik incelemeye dayalı Bölge Adliye Mahkemesi kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

    09.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi