
Esas No: 2022/4483
Karar No: 2022/5956
Karar Tarihi: 12.05.2022
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/4483 Esas 2022/5956 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davalı, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile şube müdürü olarak çalışmış ve sözleşme gereği en üst düzeyde görevli olarak vazifesini üstlenmiştir. Davacı, davalının yasalara ve sözleşme hükümlerine aykırı davranarak şirketi zarara uğrattığını iddia ederek maddi tazminat talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay da davacının temyiz başvurusunu reddetmiştir. Davacı vekili, davalının özen borcunu ihlal edip etmediği ve işverene kusuruyla zarar verip vermediği noktasında uyuşmazlık olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiş ancak Yargıtay bu talebi reddetmiştir. İlgili kanun maddeleri ise Türk Borçlar Kanunu'nun 396 ve 400 üncü maddeleridir.
"İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 15. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre ve diğer temyiz şartları yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 01.07.2011 tarihinden itibaren şube müdürü olarak çalışmaya başladığını, söz konusu sözleşme gereğince işveren ve vekillerinin emir ve talimatları doğrultusunda en üst düzeyde görevli ve birinci derecede sorumlu olarak vazifesini üstlendiğini, bu görevini ifa ederken yasa ve sözleşme hükümlerine aykırı davranışları nedeniyle müvekkili Şirketin zarara uğradığını, şube müdürlerinin yapılan vadeli satış sözleşmelerine uygun ödeme yapılıp yapılmadığını düzenli olarak takip ederek aykırılık hâlinde kanuna ve işyeri kurallarına uygun prosedürü yerine getirmek, vadeli hesaplarda üç ay gecikme olan müşterileri derhal işverene veya ilgili birime bildirmek durumunda olduğunu, davalının kredili satış kriterlerine uymadığını, gerekli araştırma işlemlerini yaptırmadığını, sahte satışlar yaptığını, satış yapılmaması gereken kişilere satışlar yaptığını, teminatsız ve kefilsiz satışlar yaptığını, onay limitinin üzerindeki satışlar için merkezden onay almadığını, onay için gerekli istişareyi yapmadığını, batak diye tabir edilen yani tahsil kabiliyeti olmayan birçok kişiye satış yaptığını ileri sürerek maddi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, iş sözleşmesinin feshedildiği 20.11.2015 tarihine kadar müdür olarak görev yaptığını, mağazanın aylık cirosunun 1.000.000,00 TL olduğunu ve on binlerce şahsa satış yapıldığını, 5 yıllık süre içinde sadece 79 adet satışın takibe konu olduğunu, davacının üzerine düşen sadakat ve özeni gösterdiğini, kendisine verilen yetki dâhilinde görevini en iyi şekilde yerine getirdiğini, emir ve talimatlara uyduğunu, davacı tarafından liste hâlinde bildirilen 79 adet ödenmeyen satış işlemlerinin bir çoğunun birden çok değişik tarihte yapılmış olunan satışlar olmasına rağmen sanki tek satışmış gibi gösterilerek onay sınırının üzerinde bir satışmış gibi dava konusu yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"... davalının kredili satış kriterlerine uymadığı, gerekli araştırma işlemlerini yaptırmadığı, sahte satışlar yaptığı, satış yapılmaması gereken kişilere satışlar yaptığı, teminatsız ve kefılsiz satışlar yaptığı, onay limitinin üzerindeki satışlar için merkezden onay almadığı, onay için gerekli istişareyi yapmadığı, batak diye tabir edilen yani tahsil kabiliyeti olmayan birçok kişiye satış yaptığına ilişkin somut her türlü şüpheden uzak kesin bir bulguya rastlanamadığı, sonuç olarak davacı tarafın iddiasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle davalının kredili satış kriterlerine uymadığını, gerekli araştırma işlemlerini yaptırmadığını, sahte satışlar yaptığını, satış yapılmaması gereken kişilere satışlar yaptığını, teminatsız ve kefilsiz satışlar yaptığını, onay limitinin üzerindeki satışlar için merkezden onay almadığını, onay için gerekli istişareyi yapmadığını, batak diye tabir edilen yani tahsil kabiliyeti olmayan birçok kişiye satış yaptığını, maddi zararın ispatlandığını, dinlettikleri tanık beyanları ile davacının açık ve somut kusurunun ortaya konulduğunu, bilirkişi heyetinin usulüne uygun ve nitelikli bilirkişilerden oluşturulmadığını, her icra dosyasının ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini ve davanın reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...
Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile tarafların dayandığı maddi delillere ve bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine ve ayrıca davalının kredili satış kriterlerine uymadığı, gerekli araştırma işlemlerini yaptırmadığı, sahte satışlar yaptığı, satış yapılmaması gereken kişilere satışlar yaptığı, teminatsız ve kefilsiz satışlar yaptığı, onay limitinin üzerindeki satışlar için merkezden onay almadığı, onay için gerekli istişareyi yapmadığı, batak diye tabir edilen yani tahsil kabiliyeti olmayan birçok kişiye satış yaptığı iddia edilmiş ise de, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında davacının bu iddialarını ispat edemediği, işverenin ticari riskini işçiye yüklemesinin iş sözleşmesinin bir unsuru haline getirilmesinin mümkün olmadığı, tekrar bilirkişi raporu alınmasının yargılamanın sonucuna etki etmeyeceği ..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle davalının kredili satış kriterlerine uymadığını, gerekli araştırma işlemlerini yaptırmadığını, sahte satışlar yaptığını, satış yapılmaması gereken kişilere satışlar yaptığını, teminatsız ve kefilsiz satışlar yaptığını, onay limitinin üzerindeki satışlar için merkezden onay almadığını, onay için gerekli istişareyi yapmadığını, batak diye tabir edilen yani tahsil kabiliyeti olmayan birçok kişiye satış yaptığını, maddi zararın ispatlandığını, dinlettikleri tanık beyanları ile davacının açık ve somut kusurunun ortaya konulduğunu, bilirkişi heyetinin usulüne uygun ve nitelikli bilirkişilerden oluşturulmadığını, her icra dosyasının ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini ve davanın reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının özen borcunu ihlal edip etmediği ve işverene kusuruyla zarar verip vermediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396 ve 400 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçenin dosya içeriğine uygun olduğu ve davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.