Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/3618
Karar No: 2022/6217
Karar Tarihi: 17.05.2022

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/3618 Esas 2022/6217 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2022/3618 E.  ,  2022/6217 K.

    "İçtihat Metni"



    BÖLGE ADLİYE
    MAHKEMESİ : ... 5. Hukuk Dairesi
    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.05.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağır kağıdı gönderilmiştir.

    Duruşma günü davalı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat... geldiler.

    Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

    Dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin serbest meslek erbabı-eczacı olduğunu, davalı ...'i 2001 yılından itibaren sigortalı olarak eczanesinde çalıştırdığını, davalıya güvenmesi nedeniyle eczanede hesapları ve bulunan mamulleri kontrol etmediğini, davalının sunduğu cari hesaplara güvendiğini, davalının müvekkili tarafından verilen ücretten başka gelirinin bulunmadığını, eczane gelirlerinden sürekli ve sistemli şekilde kazançları azaltma ve paraları uhdesine geçirme şeklinde elde ettiği gelirlerle mesken-daire satın aldığını, müvekkilinin zararının büyük miktarda olduğunu, gerçek ve tam zararın stoklardaki mal ve satılan malların muhasebeleştirilmesi ile ortaya çıkacağını, davalının haksız fiil vasfında olan ve suç oluşturan bu eylemi sonucu uğradığı zararın haksız fiil tarihlerinden itibaren yasal faizi ile tahsilini istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhine güveni kötüye kullanma suretiyle açılan tazminat davasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup davanın reddini talep ettiğini, davanın usul ve esastan reddinin gerektiğini, davacının uğradığı zarar ile müvekkilinin arasındaki illiyet bağını açıklaması gerektiğini, müvekkiline isnat ettiği suçlamaların soyut nitelikte olup somut bir zarardan bahsedilmediğini, davacı ile müvekkilinin 2001 yılında eczaneyi birlikte kurduklarını, müvekkilinin yaklaşık 13 senedir eczacı kalfası olarak çalıştığını, tüm bilgi ve belgelerin davacı tarafta olduğu hâlde iddia ettiği zararın neden ibaret olduğunu ispatlayamadığını, davacının yıllardır hesapları düzgün tutmaması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın davalı ile bir ilgisinin olmadığını, davacının basiretli bir tacir ve meslek erbabı gibi işyeriyle ilgilenmediğini, bu şekilde hesapsızca harcamalar yaptığını, müvekkilinin ekonomik ve sosyal durumundaki değişikliklerin işbu davadaki zarar iddiasının dayanağı olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını, davalının aldığı taşınmaz ile davacının uğradığını iddia ettiği zarar ve haksız fiil arasındaki hukuki bir bağ bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında çalışma koşulları yönünden anlaşmazlık çıktığını, müvekkilinin işten ayrılmak istediğini, bunun üzerine davacı tarafından asılsız iftiralarla müvekkilini suçlandığını, bu şekilde tazminat ödemekten kurtulmaya çalıştığını, dava konusu olayda somut zararın belli olmadığını, zarara neden olan kusurlu davranışın kimden kaynaklandığının ispata muhtaç olduğunu, delil listesinde belirtilen soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesini istediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işçinin söz konusu işyerindeki emtia azalışından ve buna bağlı zarardan sorumlu olduğu hususunun, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanık sıfatıyla yargılandığı ceza dosyasında verilen mahkumiyet kararı ile kesinleştiği; davacıya ait işyerindeki mevcut envanter kayıtları incelenmek suretiyle, dönem başı mal mevcudu, dönem içi alışlar ve dönem sonu mal mevcudunun, fiili sayım sonucu tespit edilen mal mevcudu ile karşılaştırılması neticesinde stok eksiğinin bulunduğu, tespit edilen stok eksiği miktarının sebebinin fiilen satıldığı hâlde satış belgesi düzenlenmemesi veya ilaç takip sistemine okutulmadığı için satılan bu ilaçların hâlen eczanenin stokunda kayden görünmesine karşılık fiilen mevcut olmamasından kaynaklandığı, envanter defterindeki stok miktarı ile fiili stok sayım listelerindeki stok miktarları dikkate alınarak zarar miktarının 142.845,28 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının zararını ispatlayamadığını, davalı dışında davacı ve davacının diğer personellerinin üzerine düşen yükümlülükler yönünden bir kusur değerlendirmesi yapılmadığını, eylem ve zarar arasındaki fiili rabıtaya ilişkin bir gerekçe ileri sürülmediğini, ilaç takip sisteminin davacının işletmesinde ne şekilde çalıştırıldığına dair inceleme yapılmadığını, ceza yargılamasında verilen kararın ve dosya içeriğinin doğrudan uyuşmazlığa konu davaya tatbik edildiğini, ceza hâkiminin kusura yönelik değerlendirmesinin hukuk hâkimini bağlamayacağını, gerçek bir zararın söz konusu olmadığını, dava dışı ecza depoların müzekkere yazılarak alım kayıtlarının istenilmesi, eczane çıktıları ile mukayesesinin yapılması gerektiğini, zararın sorumluluğunun gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı eczacıya ait olduğunu, eczanenin davalının çalıştığı dönemleri kapsayacak şekilde stok tutup tutmadığının araştırılmadığını, alınan bilirkişi raporlarının hem denetime hem hükme esas alınmaya elverişsiz ve eksik inceleme ürünü olduğunu, ticari defterlerdeki kayıtların zararın tespitinde davalı aleyhine yorumlanamayacağını, eczanelerde kullanılan paket programların müdahaleye uygun, içeriği değiştirilebilecek programlar olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları, ceza mahkemesinin karar gerekçesi, dosyaya sunulan eczane stokuna ilişkin defter kayıtları ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacının zararının dosyaya sunulan defter ve belgelere göre belirlenmesinde hata bulunmadığı, davalının eczaneyi birlikte yönettikleri yönündeki savunması da dikkate alındığında meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanunun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının zararını ispatlayamadığını, davalı dışında davacı ve davacının diğer personellerinin üzerine düşen yükümlülükler yönünden bir kusur değerlendirmesi yapılmadığını, eylem ve zarar arasındaki fiili rabıtaya ilişkin bir gerekçe ileri sürülmediğini, ilaç takip sisteminin davacının işletmesinde ne şekilde çalıştırıldığına dair inceleme yapılmadığını, ceza yargılamasında verilen kararın ve dosya içeriğinin doğrudan uyuşmazlığa konu davaya tatbik edildiğini, ceza hâkiminin kusura yönelik değerlendirmesinin hukuk hâkimini bağlamayacağını, gerçek bir zararın söz konusu olmadığını, dava dışı ecza depoların müzekkere yazılarak alım kayıtlarının istenilmesi, eczane çıktıları ile mukayesesinin yapılması gerektiğini, zararın sorumluluğunun gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı eczacıya ait olduğunu, eczanenin davalının çalıştığı dönemleri kapsayacak şekilde stok tutup tutmadığının araştırılmadığını, alınan bilirkişi raporlarının hem denetime hem hükme esas alınmaya elverişsiz ve eksik inceleme ürünü olduğunu, ticari defterlerdeki kayıtların zararın tespitinde davalı aleyhine yorumlanamayacağını, eczanelerde kullanılan paket programların müdahaleye uygun, içeriği değiştirilebilecek programlar olduğunu belirterek ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.


    C. Gerekçe:
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davalının iddia edilen zarardan sorumlu olup olmadığı ile hesaplanan zarar miktarına ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 396 ve 400 üncü maddeleri.

    3. Değerlendirme
    Somut uyuşmazlıkta ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları, ceza mahkemesinin karar gerekçesi, dosyaya sunulan eczane stokuna ilişkin defter kayıtları ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacının zararının dosyaya sunulan defter ve belgelere göre belirlenmesinde hata bulunmadığı, davalının eczaneyi birlikte yönettikleri yönündeki savunması da dikkate alındığında meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen temyiz sebepleri dikkate alındığında temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile karardaki gerekçenin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    Davacı yararına takdir edilen 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücreti ve aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı tarafa yükletilmesine,

    17.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi