12. Ceza Dairesi 2018/760 E. , 2020/3485 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : Katılan sanık ... hakkında; TCK"nın 89/1, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Katılan sanık ... hakkında; TCK"nın 89/4, 62/1, 50/4-1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan katılan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler katılan sanık ... müdafii, katılan sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Katılan sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK"nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL"ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) adli para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 12.05.2015 tarihinde doğrudan hükmedilen 1500 TL"den ibaret mahkumiyet hükmüne yönelik suç vasfına ilişkin herhangi bir temyiz istemi de bulunmadığından, katılan sanık ... müdafii ve katılan sanık ... müdafiin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2-Katılan sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince ise;
Olay günü, saat 21.00 sıralarında, meskun mahal dışında, aydınlatması bulunan, tek yönlü, kuru ve asfalt yolda, 0,29 promil alkollü vaziyette olan katılan sanık ...‘in sevk ve idaresindeki otomobili ile Kastamonu istikametinden İnebolu istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde seyir istikametine göre sağdan petrol istasyonundan kontrolsüzce çıkan katılan sanık ...‘ün sevk ve idaresindeki otomobile, 17.9 metre fren izi bırakarak aracının ön kısmı ile çarpması sonucu asli kusurlu olarak katılan sanık ...’ün, ...’in basit tıbbi müdahale ile giderilemez, kemik kırığı oluşacak, ...’in aracında yolcu olarak bulunan Mehmet Akif Yürekli’nin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına, katılan sanık ...’in ise tali kusurlu olarak ...’ün basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda; TCK"nın 61. maddesinde belirlenen temel cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütler ve aynı Kanunun 3. maddesindeki adalet, hakkaniyet ve orantılılık ilkesi gözetilerek temel cezaların tayininde isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamede bu yönde bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık ... müdafinin, sanığın kusurunun olmadığına sanığa fazla ceza verildiğine, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılan sanık ... müdafiin, ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.07.2009 tarih ve 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saiki" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi;
Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanığa verilen temel cezanın belirlenmesinde gösterilen diğer gerekçeler yasal ve yeterli olduğundan, hükmün 1. fıkrasında yer alan “amaç ve saik” ibarelerinin hükümden çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.