
Esas No: 2022/2673
Karar No: 2022/6209
Karar Tarihi: 17.05.2022
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/2673 Esas 2022/6209 Karar Sayılı İlamı
9. Hukuk Dairesi 2022/2673 E. , 2022/6209 K."İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 48. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 26. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılıp davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre ve diğer temyiz şartları yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı ve davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.05.2022 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili adına vekili Avukat Merve Gül Ünal ile davalı Sembol Uluslararası Yatırım Tarım Peyzaj İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş adına vekili Avukat Tuğba Çiçek Ülker geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.08.2007-28.02.2015 tarihleri arasında davalının Kazakistan’daki işyerinde ambar şefi olarak çalıştığını, ücretinin 2.800,00 ABD doları olduğunu, davalının 3 öğün yemek ve kalacak yer temin ettiğini, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak sona erdirildiğini, davalı işyerinde 08.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, dinî bayramların ilk günü hariç tüm ulusal bayram ve genel tatillerde ve tüm hafta tatillerinde çalıştığını belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin davacının talebi ve müvekkilinin de kabulü ile sona erdiğini, davacının her türlü işçilik alacağının ödendiğini, davacının özünde iddialarının kötüniyetli, gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanlarıyla ve emsal ücret araştırmasına göre davacının son ücretinin iddia edildiği şekilde net 2.800,00 ABD doları olduğu, davacının kabul edilen ücret üzerinden ihbar ve kıdem tazminatı hesaplanarak davalı tarafından ödenen miktarın mahsup edildiği, tanık beyanlarından davacının bilirkişi raporunda belirtilen şekilde hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışmasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece davacının ücretinin 2.800,00 ABD doları olduğu kabul edilmesine rağmen fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının 1.680,00 ABD doları üzerinden hesaplanarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, ücret 2.800,00 ABD doları olarak kabul edildikten sonra işyeri kayıtlarındaki fazla çalışma saatleri, hafta tatili günleri ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti günlerine göre hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiğini, ancak ıslah için kesin süre verildiğinden bilirkişi tarafından hazırlanan terditli raporda ihbar tazminatı alacağını ikinci tercihe göre yani iddia ettikleri ücrete göre yapılan hesaplamaya istinaden ıslah, diğer alacaklarını birinci tercihe göre yani işyeri kayıtlarına göre ıslah ettiklerini, Mahkemece tüm alacak kalemleri için ikinci tercihe göre yapılan hesaplamalara istinaden karar verilmesinin hatalı olduğunu, kıdem tazminatına ilişkin yapılan ödemenin ihbar tazminatından mahsubunun da hatalı olduğunu ileri sürerek dava ve ıslah dilekçesindeki talepleri doğrultusunda davanın tam kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı yan iddiası ile tanık anlatımları doğrultusunda fahiş ücret tespit edilmesinin hatalı olduğunu, hükme dayanak bilirkişi raporlarında hesaplamaya esas alınan ... İnşaat Sanatkarları Esnaf Odası tarafından bildirilen verilerin ambar şefi olarak çalışan bir kişinin yurt dışında alabileceği emsal ücret verileri olduğunu, somut olayda ise davacının şef değil ambarcı olarak çalıştığını, bilirkişi tarafından yapılan ücret tespitinin hatalı olduğu itirazlarının kök ve ek raporda incelenmediğini, taraflarınca dosyaya sunulan Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerinin dikkate alınmadığını, hesaba esas alınan ücret miktarları hatalı olduğundan hükme dayanak raporlamada yapılan tüm hesaplamaların da hatalı olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporlarında iki seçenekli hesaplama yapıldığını, seçeneklerden birinin işyeri kayıtları doğrultusunda yapılmış bir hesaplama olduğunun belirtildiğini, ancak işyeri kayıtlarına göre dosyada herhangi bir fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili çalışması bulunmadığını, davaya ve ıslaha karşı zamanaşımı defin değerlendirilmediğini, Mahkemece davalı aleyhine hükmedilen harç miktarının hatalı olduğunu, davacının kıdem tazminatı talebi(10,00 ABD doları) ile bir kısım ihbar tazminatı talebi (383,87 ABD doları) reddedilmiş olup bu talepler yönünden müvekkiline harç yüklenemeyeceğini, aksine davacı yana harç yüklenmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada alınan bilirkişi kök ve ek raporunda hesaplamalara esas temel ücret tespiti yönünden iki seçenekli hesaplama yapıldığı, birinci seçenekte davacıya işten ayrılışı sırasında yapılan ödemelere ilişkin belgede yer alan ücret üzerinden, ikinci seçenekte ise davacının iddia ettiği ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, her iki seçenekte de fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının davacı tanık beyanlarına göre hesaplandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamaların davalı tarafça davaya karşı ileri sürülen zamanaşımı defi dikkate alınarak yapıldığı, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğu açıkça belirtilmekle zamanaşımının dava tarihi itibariyle kesildiği, ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı definin davaya bir etkisinin bulunmadığı, harcın kabul edilen dava değeri üzerinden alındığı, davada reddedilen miktar üzerinden taraflara harç yükletilmesinin söz konusu olmadığı, davacı tanıklarının dahi davacının depocu olarak çalıştığını beyan ettiği, dosyada davacının davalı işyerinde ambar şefi olarak çalıştığına dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında davacının 2014 yılı ücretinin 2.000,00 ABD doları olduğu, davacının ücrete ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, davacının tazminata esas ücretinin bilirkişi raporunun birinci seçeneğinde belirtilen şekilde 24.02.2015 tarihli ibraname başlıklı belge doğrultusunda aylık net 2.250,00 ABD doları olarak esas alınması gerektiği, davalı tarafın alacak hesaplamalarına esas temel ücrete ilişkin istinaf isteminin yerinde olduğu, dosya kapsamında davacının çalışma gün ve saatlerini gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, bilirkişi raporunda her iki seçenekte de tanık beyanlarına göre hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun ikinci seçeneğinde davacının önceki dönem ücretleri emsal ücret yazı cevabında bildirilen ücretlere oranlanarak belirlendiğinden ikinci seçenek hesaplamada fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının birinci seçenekteki hesaplamalardan daha düşük miktarlarda hesaplandığı, davacı tarafça bu alacaklar yönünden davanın ikinci seçenekteki hesaplamalar üzerinden ıslah edildiği ve istinaf başvuru dilekçesinde de ıslah dilekçesindeki talepleri doğrultusunda davanın tam kabulüne karar verilmesini talebine göre davacı vekilinin istinaf isteminde kısmen haklılık bulunduğu, "ibraname" başlıklı belgede yapılan ödemenin kıdem tazminatına ilişkin olduğunun açıkça belirtildiği, davalı tarafça cevap dilekçesinde takas mahsup definin ileri sürülmediği hâlde İlk Derece Mahkemesince kendiliğinden kıdem tazminatına ilişkin fazla ödemenin ihbar tazminatından mahsubunun isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca ayrı ayrı kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının hak kazandığı alacakların 08.03.2018 tarihli bilirkişi ek raporundaki birinci seçenekte yer alan hesaplamalar doğrultusunda belirlenerek hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince müvekkilinin ücretinin 2.250,00 ABD doları olduğu kabul edilmesine rağmen fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının 2.000,00 ABD doları üzerinden hesaplanarak karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı yan iddiası ile tanık anlatımları doğrultusunda fahiş ücret tespit edilmesinin hatalı olduğunu, usulüne uygun emsal ücret araştırması yapılmadığını, taraflarınca dosyaya sunulan TUİK verilerinin dikkate alınmadığını, hesaba esas alınan ücret miktarları hatalı olduğundan hükme dayanak raporlamada yapılan tüm hesaplamaların da hatalı olduğunu, kabul edilen yemek ve barınma yardımı miktarlarının fahiş olduğunu, tanık beyanlarına göre dava konusu alacaklarını ispatlanamadığını, fazla ödenen kıdem tazminatının ihbar tazminatından mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, davaya ve ıslaha karşı zamanaşımı defilerinin değerlendirilmediğini, uygun indirim miktarının %50’den aşağı olmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini, Mahkemece davalı aleyhine hükmedilen harç miktarının hatalı olduğunu, davacının kıdem tazminatı talebi ile bir kısım ihbar tazminatı talebi reddedilmiş olup bu talepler yönünden müvekkiline harç yüklenemeyeceğini, aksine davacı yana harç yüklenmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak dava konusu alacakların belirsiz alacak davası ile talep edilmesinde hukuki yarar bulunup bulunmadığı, davacının ücretinin hatalı tespit edilip edilmediği, fazla ödenen kıdem tazminatının ihbar tazminatından mahsup edilip edilmeyeceği, davaya ve ıslaha karşı zamanaşımı definin değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, uygun indirim miktarı, davalı aleyhine hükmedilen harç miktarının doğru olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 32, 41, 44, 46, 47 nci ve 120 nci maddeleri, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ve 147 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dairemizin yerleşik kararlarında da belirtildiği gibi alacağın hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir. İş yargılamasında sıklıkla davaların yığılması söz konusu olmakla alacağın belirsiz olma kriterleri her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Diğer yandan, aynı dava dilekçesinde talep yığılması şeklinde bazı alacaklar için belirsiz alacak davası bazıları için kısmi dava açılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır.
2. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacakları işçi tarafından bilinmekle kural olarak belirsiz alacak davasına konu edilmez. Ancak hesabın unsurları olan sosyal hakların (ayni olarak sağlanan yemek yardımı gibi) miktarının belirlenmesi işveren tarafından sunulacak belgelere göre belirlenecek ise kıdem ve ihbar tazminatı belirsiz alacak davasına konu edilebilir.
3. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yazılı belgelere ve işyeri kayıtlarına dayanmayıp, tanık anlatımlarına dayanması hâlinde, hesaba esas alınan süre ve alacağın miktarı nazara alınarak takdir edilecek uygun oranda indirim yapılması gerekliliği kabul edilmektedir. Bu hâlde, tanık anlatımlarına dayanılarak hesaplanan alacak miktarından hâkimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim oranı baştan belirli olmadığından, alacak belirsiz kabul edilmelidir.
4. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
5. Davalının, dava dayanağı olayı ve borcun varlığını inkâr etmeden, borçlu bulunduğu edimi, özel bir sebebe dayanarak yerine getirmekten kaçınmasına imkân veren hakka defi denir. En tipik örneği, zamanaşımı defidir. Defiler, dava dilekçesine cevap verilirken ileri sürülmelidir. Aksi hâlde, davalı savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşabilir. Defiler, davada ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmazlar. Takas ve mahsup bir defidir. Bu itibarla, ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınamaz.
6. Dairemizin yerleşik hâle gelen içtihatlarına göre, belirsiz alacak davası alacaklıya zamanaşımı ve faiz başlangıcı noktasında imkânlar sağlayan istisnai bir dava türü olup dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkça yazılı olması veya 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine dayanıldığının belirtilmesi gerekir. Alacağın belirsiz olduğunun dava dilekçesinde açıklanması bu noktada önemsizdir. Belirsiz alacak davasında kısmi davadan farklı olarak, davanın açılması ile birlikte alacağın tamamı için zamanaşımı süresi kesilir. Bu bakımdan yargılama sırasında talep artırımına konu edilen miktarlar yönünden zamanaşımı söz konusu olmaz.
7. Karar ve ilâm harcı konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi hâlinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden alınır.
8. Yukarıda yapılan açıklamalar ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kararın gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Davacı yararına takdir edilen 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı tarafa,
Davalı yararına takdir edilen 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı tarafa yükletilmesine,
17.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
GD
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.