
Esas No: 2022/5177
Karar No: 2022/6252
Karar Tarihi: 17.05.2022
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/5177 Esas 2022/6252 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davalı vekili tarafından temyiz talebinde bulunulan bir alacak davasında, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından verilen bir bozma kararı sonucunda, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Ancak, bozma ilamının sonucunda, ücret alacağına yönelik talep tutarında yanlışlık yapılmıştır. Bu yanlışlığın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığına karar verilerek, hüküm fıkrasının şekli değiştirilerek onanması kararı verilmiştir. Kanun maddeleri olarak, kararda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi ilgili olarak açıklama yapılmıştır.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekillinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun) usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Dairemizin yerleşik kararlarında da belirtildiği gibi bozulan karar, sonradan verilen kararın eki niteliğinde değildir. Hüküm bozulmakla tamamen ortadan kalkar. Hükmün bozulması üzerine Mahkemece, davacının talep ettiği tüm alacaklarla ilgili kabul veya ret yönünde yeniden hüküm kurulmalıdır.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtayın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalan bölümleri hakkında da yeni bir karar veremez. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
Somut olayda; bozma öncesi verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 12.03.2020 tarihli ve 2016/33469 Esas 2020/5045 Karar sayılı ilâmında yazılı gerekçelerle davalı lehine olacak şekilde bozulmuştur. Davacının ilk hükümdeki ücret alacağına yönelik herhangi bir itirazı bulunmamaktadır. Buna rağmen bozma ilâmı ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek, daha önce 10.639,70 TL olarak kabul edilen ücret alacağına yönelik talebin, bozma sonrası bu kez 11.743,46 TL olarak hüküm altına alınması hatalı olup bozma sebebidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının 3 numaralı bendi hükümden tamamen çıkartılarak yerine;
“3-Bakiye ücret alacağı talebinin KISMEN KABULÜ ile brüt 10.639,70 TL brüt ücret alacağının 16.02.2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİN REDDİNE,”rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.05.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.