
Esas No: 2022/5565
Karar No: 2022/6439
Karar Tarihi: 25.05.2022
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/5565 Esas 2022/6439 Karar Sayılı İlamı
9. Hukuk Dairesi 2022/5565 E. , 2022/6439 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı ... Bakanlığına bağlı ... Tersane Komutanlığında 16.11.1992 tarihinde işe başladığını, Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası ile ...(...) ve Yardımcı İş Kolları İşçiler Sendikası (Türk ...) arasında imzalanmış olan 22 nci Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin ilgili hükümlerine göre çalışanların bu işyerinde çalışmaya başlamadan önceki iş hayatları ve mezun oldukları okul dikkate alınarak üst ücret derecesine intibakların yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını, davacının belgelerinin ilgili Komisyon tarafından incelenmesinde, 1200 günden aşağı prim günü olduğu ve çalışma belgelerindeki çalışma sürelerinin 3 yıl 5 ay olduğu gerekçesi ile ücret intibakı talebinin reddedildiğini, ancak müvekkilinin hizmet dökümü incelendiğinde 1200 günü geçmiş olduğu ve sunmuş olduğu çalışma belgelerindeki çalışma süreleri toplandığında 4 yılı geçmiş olduğunun görüleceğini, ayrıca askerliğini elektrikçi çavuş olarak yaptığını ve askerlik borçlanmasını da yaptığını ve primlerini ödediğini, buna rağmen ücret intibak talebinin haksız olarak reddedildiğini ileri sürerek ücret intibakı taleplerinin kabulü ile ücret farkından dolayı geçmişe yönelik çıkacak olan ücret alacağını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak, ... ile Türk ... Sendikası arasında 21.02.2012 tarihinde imzalanan protokol ile 23 üncü Dönem Toplu İş Sözleşmesi'ne geçici madde eklendiğini, bahse konu maddeye göre 01.04.2011 tarihinden önce işe alınanların öğrenim ya da çalışma hayatı itibarıyla hatalı ücret derecesi intibakının yanlış yapıldığını ispatlayıcı belgelerle birlikte işyerine yazılı olarak müracaat etmesi, işçinin işe giriş tarihinden önce çalışma hayatını işe alındığı iş ve meslek kolunda çalışma belgesi veya bu nitelikte belge ile ispatlaması ve bu sürelere ilişkin çalışma belgesinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile uyumlu olmasının gerektiğini, davacının iddia ettiği 4 yıllık çalışma süresini, sunduğu belgelerdeki çalışma sürelerini teyit eden prim belgesi ile ispat edememesi ve toplu iş sözleşmesinde öngörülen hak düşürücü sürenin de geçmiş olması nedeniyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Bozma İlâmı ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci:
Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.03.2017 tarihli ve 2017/11763 Esas, 2017/4137 Karar sayılı ilâmı ile toplu iş sözleşmesinin 146 ncı maddesine göre işçinin ücret intibakının yapılacağı, burada terfi döneminin geçmesinin önemli olmadığı ve hak düşürücü süre olarak değerlendirilemeyeceği, davacının hak düşürücü süre içinde başvurmadığından söz edilmeyeceği, ortada devam eden bir çalışma ve bir hakkın söz konusu olduğu, davacının Komisyon kararı sonrasında askerlik bonservisini sunduğu, davacının askerlik süresi eklendiğinde bilirkişi tespitinde olduğu gibi Komisyon değerlendirme tarihinde 4 yıldan fazla çalışmasının bulunduğu, davacının ücret intibakının yapılması gerektiği, bu yönde tespit yapan ve fark ücretleri hesaplayan bilirkişi raporunun değerlendirmeye tabi tutularak davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca imkân bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında zamanaşımı defin dikkate alınıp alınmayacağı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu eksik bir borç hâline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır.
Uygulamada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması; dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez; zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 371 inci maddenin ikinci fıkrası ve 319 uncu madde uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Mülga 1086 sayılı Kanun yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken 6100 sayılı Kanun'un uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Somut olayda, dava kısmi dava olarak açılmış olup davacı 21.09.2021 tarihinde harcını yatırmak suretiyle ıslah talebinde bulunmuş, ıslah dilekçesi 08.10.2021 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine davalı, 12.10.2021 tarihinde ıslah ile arttırılan miktarlar bakımından ıslaha konu alacakların tümü bakımından zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece, davalının süresinde ileri sürdüğü ıslah zamanaşımı defi değerlendirilmeden hüküm tesisi hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 25.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.