
Esas No: 2022/4959
Karar No: 2022/6499
Karar Tarihi: 25.05.2022
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/4959 Esas 2022/6499 Karar Sayılı İlamı
9. Hukuk Dairesi 2022/4959 E. , 2022/6499 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirket ile davalı arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını ve davalının sözleşme gereği acente olarak faaliyete başladığını, daha sonra müvekkili şirkete verdiği 15.04.2014 tarihli dilekçe ile 16.04.2014 tarihi itibarıyla acentelik sözleşmesini feshettiğini, acentelik sözleşmesi çerçevesinde davalının 264.637,17 TL cari hesap borcu olduğunun tespit edildiğini ve ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazının iptali ile %20 oranında icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 21.03.1991 tarihinden iş sözleşmesi sonlanıncaya kadar davalıya ait işyerinde işçi olarak çalıştığını, bahsi geçen acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, sözleşmeye rağmen davacı Şirketin işveren sıfatında ve yetkilerinde herhangi bir değişiklik olmadığını, işçilik alacaklarının kendisine ödenmesine ilişkin olarak açılan davanın kabulüne karar verildiğini savunarak davanın karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...
Mahkememiz dosyasının davalısı tarafından davacısı şirket aleyhine ... 22. İş Mahkemesi'nin 2016/247 Esas sayılı dosyasından kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili talepli açılan davada, mahkemenin 2016/347 Karar sayılı kararı ile '... Davalı işveren davacı ile aralarındaki ilişkinin acentelik sözleşmesi olduğunu ileri sürmüş ise de davacının davalı şirkette işçi olarak çalışmaya başlayıp ardından kendisi ile acentelik sözleşmesi yapılmış ise de dinlenen davalı tanık beyanlarına göre işyerinin açılış-kapanış saatlerinin davalı şirket tarafından belirlenmesi, tahsil edilen ücretlerin doğrudan davalının hesabına aktarılması, çalışma koşullarına ilişkin tüm düzenlemelerin davalı tarafça yapılması nazara alındığında iş sözleşmesinin belirleyici unsuru olan bağımlılık unsurunun varlığı nazara alındığda taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğu sabittir. ...' denilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Yargıtay 22. Hukuk Dairesince, yıllık izin alacağı yönünden kararın bozulduğu, bu kez ... 22. İş Mahkemesi'nin 2020/32 Esas-2020/270 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2020/7241 Esas-2020/12981 Karar sayılı kararı ile onandığı görülmüştür.
Somut olayda; Yargıtay ilamları ile de kabul edildiği üzere davacı şirket ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu, 6102 sayılı TTK kapsamında acentelik ilişkisi bulunmadığı, bu kapsamda bilirkişi raporuna göre davacı şirket tarafından karşılandığı belirtilen masrafların, acentelik sözleşmesinden doğmadığı ve davacı şirket tarafından dava konusu alacağın varlığının ispatlanamadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili Şirketin bir bölgenin acenteliğini verirken bu işe talip olanlarla çalıştığını, davalının iddia ettiği gibi kimseye bir sözleşme dayatılmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) acentelik hükümlerinde fesih imkânları öngörülmüş olup herkesin dilediği gibi bu hakkı kullanma serbestisine sahip olduğunu, davacının bu imkânı varken kullanmayıp davaya konu iddiaları ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, daha önce yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda da acente işçilerinin statüsü tartışılarak karara bağlandığını, işçilerin müvekkili Şirket işçisi değil acentenin işçileri olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin gerçek bir acentelik sözleşmesi olduğunu, müvekkili Şirketin bu şekilde bir muvazaalı yola başvurmasına sebep teşkil edecek kendi adına bir menfaati ve başkalarına zarar verme kastının olmasını makul gösterecek bir sebebin de bulunmadığını, davalıya verilen bölgede kendi işçisi ile hizmet vermek isteseydi kendi şubesini açarak bu şubeye de daha düşük ücretle müdür ve personeller atayabileğini belirtmiştir.
2. Davalı tarafın ciroya göre kestiği hak ediş faturasına istinaden alacağını tahsil ettiğini, dosyaya sunulan cari hesap ekstrelerinden görüleceği üzere, müvekkili Şirketin acentelik sisteminde acentelere ödediği hak ediş miktarlarının sabit bir işçi ücretinin üzerinde olduğunu, ticari defter ve kayıtlarının hiçbirinde dava dilekçesinde iddia edildiği gibi her ay sabit bir ücret ödemesi bulunmadığını, davalının kendisine sabit ücret ödediğine dair aksi iddiasının ise ispat edilemediğini ileri sürmüştür.
3. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından davalı işyerinde yapılan incelemede, davalının işveren olduğunu kabul ettiğini ve tutanakları imzaladığını, muvazaa olduğu varsayılsa bile sözleşmenin tarafı konumunda olan davalının kendi muvazaasına dayalı olarak hak talep edemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkili Şirket lehine ortadan kaldırılması ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... dosya da mevcut olan davalı ... tarafından davacısı şirket aleyhine ... 22. İş Mahkemesi'nin 2016/247 Esas sayılı dosyasında, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili talepli dava açıldığı, mahkemece, 2016/347 Karar sayılı ilam ile "... Davalı işveren davacı ile aralarındaki ilişkinin acentelik sözleşmesi olduğunu ileri sürmüş ve davacının davalı şirkette işçi olarak çalışmaya başlayıp ardından kendisi ile acentelik sözleşmesi yapılmış ise de dinlenen davalı tanık beyanlarına göre işyerinin açılış-kapanış saatlerinin davalı şirket tarafından belirlenmesi, tahsil edilen ücretlerin doğrudan davalının hesabına aktarılması, çalışma koşullarına ilişkin tüm düzenlemelerin davalı tarafça yapılması nazara alındığında iş sözleşmesinin belirleyici unsuru olan bağımlılık unsurunun varlığı nazara alındığında taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğu sabittir. ..." denilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın, Yargıtay 22. Hukuk Dairesince, yıllık izin alacağı yönünden kararın bozulduğu, bu kez ... 22. İş Mahkemesi'nin 2020/32 Esas-2020/270 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2020/7241 Esas-2020/12981 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiş olduğu bu durumda davacı şirket ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu, 6102 sayılı TTK kapsamında acentelik ilişkisi bulunmadığı hususunun kesinleştiği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna göre de davacı şirket tarafından karşılandığı belirtilen masrafların, acentelik sözleşmesinden doğmadığı, davacı şirket tarafından dava konusu alacağın varlığının ispatlanamadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle temyiz isteminde bulunmuş ve taraflar arasındaki acentelik sözleşmesin muvazaalı olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibe yönelik itirazın haklılığı ve takibe konu edilen cari hesap ilişkisine esas acentelik sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun'un "Acentelik" başlıklı yedinci kısmının "A) Genel olarak, I - Tanımı" kenar başlıklı 102 nci maddesi şöyledir:
" (1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.
(2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan nâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözlaşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.
(4) Tasıma, deniz ticareli, sigorta, turizm gibi alanlara ilişkın özel düzenlemeler saklıdır."
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "D. Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler" kenar başlıklı 19 uncu maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.
..."
3. Değerlendirme
Davalı ... tarafından davacı Şirket aleyhine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarından ibaret işçilik alacaklarının tahsili talepli olarak açılan davada, ... 22. İş Mahkemesinin 03.09.2020 tarihli ve 2020/32 Esas, 2020/270 Karar sayılı ilâmı ile iş sözleşmesinin belirleyici unsuru olan bağımlılık unsurunun varlığı nazara alındığında taraflar arasında acentelik ilişkisi değil, iş sözleşmesi bulunduğu kabul edilmiş olup işbu hüküm Dairemizin 22.10.2020 tarihli ve 2020/7241 Esas, 2020/12981 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda davacı Şirket ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu, 6102 sayılı Kanun kapsamında acentelik ilişkisi bulunmadığı hususu kesinleştiğinden ve dosya kapsamına göre de davacı tarafından iddia olunan alacağın varlığı başka şekilde de ispatlanamadığından, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.