Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/3785
Karar No: 2022/6495
Karar Tarihi: 25.05.2022

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/3785 Esas 2022/6495 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2022/3785 E.  ,  2022/6495 K.

    "İçtihat Metni"



    BÖLGE ADLİYE
    MAHKEMESİ : ... 30. Hukuk Dairesi

    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : ... 45. İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki muvazaa tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Kurumun Kastamonu ... Bölge Müdürlüğü Muhasebe Şube Müdürlüğünde büro görevlisi olarak muvazaalı asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında alt işveren işçisi gösterilerek Kurumun asıl işinde çalıştırıldığını, davacının çalışırken yalnızca ... yetkililerinin kullanacağı bazı yetkileri kullanarak görev yaptığını, Kurum içi ve dışı yazışmalar yaptığını, Kuruma ait tahakkuklar yaptığını, bazı yazışmaların davacıya yönlendirildiğini, davacının Kuruma ait "kgm.gov.tr" uzantılı e-posta adresini kullandığını, davacıya davalı Kurum işyerine giriş için kart düzenlendiğini, davacının davalıya ait işyerinde ve iş organizasyonu içinde Kurum amirlerinin yönetimi ve talimatları doğrultusunda görev yaptığını, davalı Kurum ile alt işveren arasındaki sözleşmenin işçi temini amacıyla yapıldığını belirterek davalı Kurum ile dava dışı alt işverenler arasında kurulan alt işveren asıl işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespiti ile davacının başlangıçtan itibaren davalı Kurumun işçisi olması nedeniyle ödenmeyen ilave tediye alacağının kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak davalı ile davacı arasında iş sözleşmesi bulunmadığından davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davalı İdarenin, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da (6001 sayılı Kanun) düzenlenen görevleri nazara alındığında, kanuna ve mevzuata uygun yapılan ihaleler ile dava dışı yüklenici firma ile kurulan ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin altıncı fıkrası hükmünde aranılan yardımcı iş kapsamında ve/veya işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler kapsamında kamu ihale mevzuatı çerçevesinde kurulan ilişkilerin 4857 sayılı Kanun hükümlerine uygun olduğunu, işbu davanın müvekkili İdare yönünden reddi gerektiğini, Karayollarının asıl işini alt işverene verebileceğini, davalı ile yükleniciler arasında eser sözleşmesi bulunduğunu, davalının ihale makamı olduğunu, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin muvazaa olgusunun son sözleşmeler değerlendirilerek yapılması gerektiğine ilişkin içtihadı bulunduğunu, önceki yargı kararlarından davacının istifade edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ...05.2013 tarihinde ... ... Bölge Müdürlüğünde büro görevlisi olarak işe başladığı, aslen sigorta kayıtlarının İdareden ihale ile danışmanlık hizmeti alan taşeron şirket adına olduğu, davacının dosya kapsamına sunulan evraklar dikkate alındığında ihale konusu olan işte çalıştırılmadığının belli olduğu, bu sebeple 6001 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının değerlendirilemeyeceği, davacının davalı İdareye ait işte çalıştırılmasına ve tüm talimatları davalı İdareden almasına rağmen taşeron şirket elemanı olarak gösterilmesinin muvazaa sayılması gerektiği, dosya kapsamına sunulan evraklara göre davacının İdarenin evrakları ile ilgili işlemlerini yapmak ile görevlendirildiği, davacının evrak işlemlerinin sadece ihale ile verilen danışmanlık hizmetine yönelik olmadığı, bu sebeple muvazaa iddiasının kabulü gerektiği, davacının yaptığı iş, çalıştığı birim ve bağlı olduğu erk dikkate alındığında kamu kurumunun personeli gibi çalıştığı sonucuna varıldığından 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca ilave tediye ücret alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davacı anlamında muvazaanın ve ... işçisi sayılması gerektiğinin tespitine ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili; taraflar arasında muvazaa bulunmadığını ve davalının mevzuata göre asıl işlerini de alt işverene verebileceğini belirterek cevap dilekçesindeki nedenlerle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvuranın sıfatına göre istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık hâlleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
    "...
    Somut olayda, davalı Kurum ile dava dışı şirketler arasında akdedilen hizmet alım sözleşmeleri ile davalının Karayolları ... Bölge Müdürlüğü Muhasebe Şube Müdürlüğü bünyesinde "Büro Görevlisi" olarak çalıştığı ve hizmet alım sözleşmelerinin muvazaaya dayandığının davacı tarafça iddia edildiği, dosya kapsamında yer alan 16.01.2012, 08.08.2012,25.03.2013, ve 01.06.2015, 14.10.2016 tarihli hizmet alım sözleşmesi ve ekleri kapsamında Kontrollük ve Danışmanlık Hizmet Alım İşinin (...Ekonomik ve Mali Araştırmalar Ticaret Anonim Şirketi ile Gözlem Müh. Müt. Planlama ve Ticaret Anonim Şirketinin oluşturduğu iş ortaklığına verildiği, 02.09.2016 tarihli hizmet alım sözleşmesi ve ekleri kapsamında Kontrollük ve Danışmanlık Hizmet Alım İşinin Uluslararası Birleşmiş Müşavirler Müşavirlik Hizmetleri Anonim Şirketine verildiği belirlenmiş, sözleşme hükümleri kapsamında ihale sözleşmeleri ile çalıştırılan personel üzerinden tüm tasarrufun idarenin elinde olduğunun kararlaştırıldığı görülmüştür.
    Davalı Kurumca asıl iş ve yardımcı iş ayrımı yapılmaksızın işlerini alt işverene vermesi mümkündür. Kontrollük ve danışmanlık işlerinin dava dışı alt işveren şirketlere verilmiş olduğu, davacının da davalı tanık anlatımları da dahil olmak üzere muhasebe departmanında büro personeli olarak ve adına basılan kart ile statüsünün müşavir olarak gösterilmesine rağmen alt işveren işçisi olarak gösterilmek suretiyle çalışmıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan izin çizelgelerine göre davacıya verilen ücretli izinlerin davalı Kurumca verildiği sabittir. Dosya kapsamında dinlenen taraf tanıklarının da aynı izin çizelgesinde yer aldığı, davalı tanık anlatımları dahil taraf tanık anlatımlarına göre; davacıyla tanıkların tahakkuk bölümünde tüm tahakkukları, maaşları, resmi yazışmaları, sigorta işlemlerini birlikte yaptıkları davacının ihale konusu işlerde "inşaaat sürveyanı" olarak çalışmadığı, buna göre baştan itibaren ve halen aynı görevine büro personeli olarak devam ettiğinin Mahkemece tespiti yerinde olduğu, ...05.2013-22.07.2016 ile 21.09.2016-17.01.2017 tarihleri arasında ve dava tarihi itibariyle halen davalı Kurum nezdinde çalışan davacının hizmet alım ihaleleri kapsamı dışında bizatihi davalı Kurumun büro hizmetlerinde fiilen çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Neticeten, davacının ihale kapsamında işe alınmasına ve Sosyal Güvenlik Kurumu kaydına göre inşaat sürveyanı olarak kayıt edilmesine rağmen baştan itibaren Kurumun büro hizmetlerinde çalıştırıldığı, ihale konusu işlerde çalıştırılmadığı, hal böyle olunca somut olayda davalı ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğunun kabulü ile, talep edilen ilave tediye alacağının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, (Emsal nitelikte Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/3784 Esas, 2021/960 Karar sayılı ilamı ile onanan ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 29.03.2018 tarihi 2017/4116 Esas, 2018/781 Karar sayılı istinaf ilamı)
    ..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesindeki nedenlerle temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Taraflar arasında, asıl işveren alt işveren arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesine göre bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.

    2. 4857 sayılı Kanun'un "Tanımlar" kenar başlıklı 2 nci maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
    "..
    Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. ...
    Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
    ..."

    3. 6001 sayılı Kanun'un mülga 4 üncü maddesi ile ...07.2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 211 inci maddesi uyarınca, davalının yapacağı hizmetlerin başkasından satın alınması da mümkündür.

    4. Dairemizin 19.01.2021 tarihli ve 2020/4197 Esas, 2021/1422 Karar sayılı; 25.01.2021 tarihli ve 2020/4711 Esas, 2021/2156 Karar sayılı; 18.01.2021 tarihli ve 2020/4169 Esas, 2021/1216 Karar sayılı ilâmları.

    5. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 09.06.2016 tarihli ve 2016/14467 Esas, 2016/17319 Karar sayılı ilâmının ilgili bölümü şöyledir :
    "... Sözü edilen düzenleme ile asıl işin tamamı ya da bir kısmı 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen sınırlamalara tabi olmaksızın alt işverene verilebilir. Bu durumda sadece 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 7. fıkrası ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi çerçevesinde muvazaa denetimi yapılabilir.
    ..."

    6. Yargıtay (Kapatılan ) 22. Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarihli ve 2018/3676 Esas, 2018/11185 Karar sayılı ilâmının ilgili bölümü şöyledir:
    "...
    Dolayısıyla söz konusu hükümler incelendiğinde davalı idarenin, belli bir teknoloji ve uzmanlık gerektiren hizmet alım sözleşmesinde teknik detayları ayrıntılı olarak yazılı olan işini dava dışı yükleniciye ihale ile verdiği anlaşılmıştır.
    Kaldı ki ihale edilen işin, ihaleyi alan şirket tarafından belirli süre içerisinde yerine getirilmesi zorunlu ise de söz konusu iş niteliği gereği sürekli bir iştir. Sadece belli bir zaman dilimi ile sınırlı olamaz. Bu hali ile de anahtar teslimi bir iş olarak kabulünün de mümkün bulunmadığı açıktır.
    O halde tüm bu düzenleme ve deliller ışığında davalı idare ile diğer davalı arasındaki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olduğu; yapılan sözleşme kapsamının, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerden olduğu açıktır.Asıl işveren işçilerinin de bu işlerde çalışması alt işveren-asıl işveren ilişkisinin geçersizliği sonucunu doğurmaz. ...

    3. Değerlendirme
    1. Asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi hâlinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Bundan başka asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanması veya daha önce asıl işveren tarafından o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulması gibi muvazaa kriterlerinin bulunmaması icap eder. Aksi hâlde alt işveren işçisi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecektir.

    2. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa, 6098 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir.

    3. 6001 sayılı Kanun'un mülga 4 üncü maddesi uyarınca, davalının yapacağı hizmetlerin başkasından satın alınması da mümkündür. Sözü edilen düzenleme ile asıl işin tamamı ya da bir kısmı 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde öngörülen sınırlamalara tabi olmaksızın alt işverene verilebilir. Ayrıca 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ( 4734 sayılı Kanun) 48 inci maddesinde danışmanlık hizmetleri hususunda hizmet alımı yapılabileceği belirtilmiştir.

    4. Davalılar arasında yol yapım ve büyük onarım çalışmalarında araştırma, kalite kontrol, yapım, proje kontrol izleme, etüt proje ve taşınmazlar kontrollük ve danışmanlık işlerine dair hizmet alım sözleşmesi imzalandığı görülmektedir. Şu hâlde hizmet alımı yapılan iş, 6001 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 4734 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi kapsamında değerlendirilebilecek niteliktedir.

    5. Bu durumda Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 09.06.2016 tarihli ve 2016/14467 Esas, 2016/17319 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere anılan kapsam içerisinde muvazaa denetimi yapılabileceği değerlendirilmiştir.

    6. Yine davacı tarafça davacıların yaptıkları işlerde İdarenin işçilerinin de çalıştığı belirtilmekte ve bu durum muvazaaya dayanak olarak ileri sürülmektedir. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarihli ve 2018/3676 Esas, 2018/11185 Karar sayılı ilâmındaki tespitine göre davalı İdare işçilerinin benzer işlerde çalışması ilişkinin muvazaalı olduğunu göstermez.

    7. Yukarıda yapılan değerlendirme ve Yargıtay kararları ile birlikte, ayrıca 6001 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 4734 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinin İdareye tanıdığı yetki, davalı Şirketin ayrı bir organizasyon yapısına sahip olduğunun belirlenmesi, davalı İdarenin muvazaya dayanak gösterilen işlemlerinin asıl işveren sıfatının davalı Kuruma tanıdığı haklar arasında yer aldığının değerlendirilmesi ve atıf yapılan Yargıtay kararlarına göre davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmadığı, yapılan sözleşme ile idari ve teknik şartnamelerde davacı konumunda sürveyan ve bilgisayar operatörü olarak işçi alınacağının açıklandığı, ücretlerinin ve teknik şartların her ikisinde de aynı olduğunun belirtildiği, sürveyan için arazide çalışacak saha elemanı olduğuna dair bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Sırf işe giriş ve işten ayrılış bildirgesinde sürveyan olduğunun belirtilmesi davacının muvazaalı çalıştırıldığını göstermeyeceği gibi bilgisayar operatörünün ise büro görevlisi olarak çalıştırılmasında zaten muvazaalı bir durum bulunmamaktadır.

    8. Her ne kadar Dairemizin 2022/3059, 3060, 3061 ve 4581 sayılı dosyalarında muvazaanın kabulüne yönelik kararlar onanmış ise de konunun yeniden değerlendirilmesinde, alt işverenin bağımsız işverenlik sıfatının bulunduğu ve davalı İdarenin muvazaya dayanak gösterilen işlemlerinin, asıl işveren sıfatının davalı Kuruma tanıdığı haklar kapsamında yer aldığının anlaşılması nedeniyle ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerekmiştir. Bu durumda, davanın reddi yerine kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    25.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi