10. Ceza Dairesi 2019/1630 E. , 2019/2989 K.
"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığının, 18/04/2019 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, ceza verilmesine yer olmadığına dair Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2018 tarihli ve 2017/982 esas, 2018/861 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 02/05/2019 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında 29/12/2016 tarihinde işlediği iddia edilen, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle yalnızca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
2- Tedbirin infazı esnasında sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesi ile TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı,
3- Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2018 tarihli ve 2017/982 esas, 2018/861 sayılı kararıyla, sanığın savunmasında denetimli serbestlik tedbirine aykırı davranmasına ilişkin beyan ettiği mazeretler yerinde görülerek "sanığın savunması doğrultusunda bilerek ve kasti olarak tedaviyi reddetmiş olmadığı" gerekçesiyle, kovuşturma şartı olan yükümlülüklerine uymamakta ısrar etme şartının gerçekleşmediğinden bahisle “ceza verilmesine yer olmadığına” ve “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında yer alan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına” karar verildiği, kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "1- Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2018 tarihli kararıyla, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirini bilerek ve isteyerek ihlâl etmediği gerekçesi ile ceza verilmesine yer olmadığına ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına dair karar verilmiş ise de, Eskişehir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından yapılan uyarılı davetiyenin 13/04/2017 tarihinde usule uygun şekilde tebliğ edildiği, hükümlünün 25/05/2017 tarihindeki rehberiyle olan bireysel görüşmelere katılmaması üzerine, anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 30/05/2017 tarihli ve 2017/1280 İİDK sayılı yazısının 12/06/2017 tarihinde tebliğ edilerek uyarıldığı, buna rağmen hükümlünün 12/07/2017 tarihlerinde grup çalışmasına da katılmaması üzerine dosyasının kapatılarak Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, böylece hükümlünün denetimli serbestlik tedbirine uymama konusunda ısrar gösterdiği anlaşılmakla kamu davasına devamla esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Kabule göre de;
a-5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 223/1. maddesinde, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemeler karşısında, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi koşullarına uygun sonuç ve biçimde değerlendirilme yapılmak üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek dosyanın kesin olarak sonuçlandırılmasında,
b-Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2017 tarihli ve 2017/8732 soruşturma, 2017/194 sayılı kararı ile şüpheli hakkında sadece denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesine rağmen; anılan Mahkemenin 18/10/2018 tarihli kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamı şeklinde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." denilerek, Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2018 tarihli ve 2017/982 esas, 2018/861 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
(1) numaralı kanun yararına bozma talebinin incelenmesi:
Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine karar verilen sanık hakkında TCK’nın 191/4. maddesinde "kovuşturma şartı" olarak düzenlenen "yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme koşulunun" gerçekleştiği gerekçesiyle kamu davası açıldığı, ancak yapılan yargılama esnasında sanığın yükümlülüklerine aykırı davranmasına ilişkin mazeretler beyan ettiği, sanığın bu savunmalarının da Mahkemece haklı görülerek delil değerlendirmesi kapsamında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu bakımından "kovuşturma şartı" olan "yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme koşulu" gerçekleşmeden kamu davası açıldığı kanaatine varıldığının anlaşılması karşısında, Mahkemenin takdiri ile delillerin değerlendirilmesine ilişkin hususlar “kanun yararına bozma” yoluna konu olamayacağından, “ısrar koşulunun gerçekleştiği ve sanık hakkında yargılamaya devam edilmesi gerektiği” yönündeki (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
(2) numaralı kanun yararına bozma talebinin incelenmesi:
Yargılama sonunda verilebilecek karar ve hüküm türlerinin sayıldığı CMK"nın 223. maddesinin; “ceza verilmesine yer olmadığı kararı” verilebilecek durumların belirtildiği 3. fıkrasında,
“Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b)Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.”,
4. fıkrasında
“İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık, b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c) Karşılıklı hakaret, d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiş,
Aynı maddenin 8. fıkrasının 2. cümlesinde ise, "... soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda ise, Mahkemece yargılama şartının gerçekleşmediği kabul edilerek “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, ancak kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK"nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada TCK’nın 191/4. maddesinde sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere CMK"nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince “davanın durmasına” karar verilmesi gerekirken, yasal koşulları oluşmayan “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gibi, CMK’nın 223. maddesinde sayılıp davanın esasını çözen karar türlerinden “ceza verilmesine yer olmadığına” kararı ile yargılama sonlandırıldığı ve bu kararın sonucu olarak sanığın bütün yükümlülüklerinin ortadan kalkması gerektiği halde, "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildikten sonra ayrıca “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verilerek hüküm karıştırıldığından, kararın infaz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, somut olayda "kovuşturma şartının" gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından CMK"nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması, ayrıca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında sanık hakkında yalnızca denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği halde Mahkemece sanık hakkında tedavi tedbiri de uygulanmasına karar verilmesi, yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde Mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden (2) numaralı kanun yararına bozma talebi bu yönüyle ve değişik gerekçeyle kabul edilmiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre;
1- Sanık hakkında yargılamaya devam edilmesi gerektiği düşüncesine dayanan (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmediğinden REDDİNE,
2- Sanık hakkında “davanın durmasına karar verilmesi gerektiği, ancak yalnızca denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verilmesi gerektiği” düşüncesine dayanan (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden ceza verilmesine yer olmadığına dair Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2018 tarihli ve 2017/982 esas, 2018/861 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 20.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.