Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/6014
Karar No: 2018/11168
Karar Tarihi: 26.11.2018

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2018/6014 Esas 2018/11168 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Davacı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan aldığı taşınmazın satış bedelini talep etmiştir ancak davalı vaadini yerine getirmediği için tazminat davası açılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabul edilerek taşınmaz bedelinin ve kira kaybının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Ancak, kira alacağının talep edilemeyeceği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Ayrıca, taşınmazın ifasının imkansız hale geldiği tarih itibariyle rayiç değerinin tespiti ve bedelinin buna göre belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda Borçlar Kanunu'nun 108/1, 22, 213. maddeleri, Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesi ve Noterlik Kanunu'nun 89. maddesi detaylı bir şekilde açıklanmıştır.
13. Hukuk Dairesi         2018/6014 E.  ,  2018/11168 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    K A R A R

    Davacı dava dilekçesinde; davalının, dava dışı kişilerle yapmış olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, davalının payına düşecek olan zemin kat 8 nolu dükkanı, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satmayı vaad ettiğini, davacı ve davalı arasında 27.03.2007 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yaptıklarını, ancak davalının vaadini yerine getirmediğini ve dava konusu taşınmazın 3. bir kişiye satıldığını belirterek ifanin imkansız hale gelmesi sebebiyle 125.000,00 TL taşınmaz bedeli ve 45.000,00 TL kira kaybı bedeli olmak üzere toplam 170.000,00 TL alacağın yasal faizi ile ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, dava konusu gayrimenkulün arsa sahibi tarafından, 3. bir kişiye satıldığını, kendisinin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2016/25875 Esas, 2017/5579 Karar 24.05.2016 tarihli ilamı ile bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Dava, gayrimenkül satış sözleşmesi sebebiyle ödenen satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir
    Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL taşınmaz bedeli ve 26.187,00TL kira kaybı bedeli olmak üzere toplam 146.187,00 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki sözleşmeden dönülmesi halinde, taraflar, karşılıklı olarak birbirlerine vermeyi taahhüt ettikleri şeyi vermekten kaçınır ve verdiklerini de geri isteyebilirler (B.K. m. 108/I). Müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Dairenin teslimi halinde getirmesi beklenen kira geliri kaybı, satışı nedeniyle beklenen kazanç, geciken ifa nedeniyle ifaya bağlı ceza (B.K. m. 158/II)… vs. müspet zarar kapsamındaki alacak kalemleridir. Müspet zarar; kusursuz olan tarafın, temerrüde düşen taraftan, sözleşmenin yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği tazminat türü olmaktadır. Davacı ... olduğu daire bedelini istediği dava ile sözleşmeden döndüğüne göre artık aynı sözleşmeye dayanarak davalıdan kira kaybı ve cezai şart talebinde bulunması mümkün değildir. Mahkemece, kira alacağının talep edilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
    3-Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve kaynağını Borçlar Kanununun 22.maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca, noter önünde re"sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak doğuran sözleşmelerdendir. Davacı, bu durumda şahsi hakkının ifasının kusurlu olarak imkansız hale getirildiği tarihteki taşınmazın raiç değerini davalıdan isteyebilir. Nitekim konuya ilişkin sapma göstermeyen yargısal uygulamalar da bu doğrultudadır. O halde, davacı, geçerli bir şekilde satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın, edimini tam olarak yerine getiremeyen davalıdan, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki değerini talep etmeye hakkı bulunmaktadır. Durum böyle olunca, mahkemece, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla taşınmazın ifasının imkansız hale geldiği tarih itibariyle rayiç değeri belirlenip, davacı talebi gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerine göre belirlenen değere karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    4-Davacının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde ... olduğu bedel, hükmedilecek rayçi bedel içinde değerlendirileceğinden kabule göre; mahkemece kararın gerekçe kısmında mahsup edilmesine ilişkin olarak yapılan değerlendirmenin, hüküm fıkrasında yazılmamış olması usul ve yasaya aykırıdır.
    SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 – 3 ve 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi