Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2012/748
Karar No: 2013/4131

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/748 Esas 2013/4131 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2012/748 E.  ,  2013/4131 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    Davacı, davalı apartman nezdinde 12.10.1992-22.03.2010 tarihleri arasında, kapıcılık yapmak suretiyle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde 12.10.1992-04.04.1997 tarihleri arasındaki dönem yönünden, başlangıçta davacının eşinin kapıcılık yaptığı, eşinin 12.11.1993 tarihinde Kültür Bakanlığı"nda çalışmaya başlaması ve her iki işi bir arada yürütememesi sebebiyle kapıcılık işine davacı tarafından devam edildiği belirtilerek, 04.04.1997-16.05.2010 tarihleri arasındaki dönem yönünden, davacının part-time usulü ile ayda 6 gün olmak üzere, yılda 72 gün çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
    Hükmün, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-) Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
    506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, mahkemece,
    günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun ilgili hükümleri de esas alınmak suretiyle kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı özel bir duyarlılık ve özenle ortaya konulmalıdır.
    Eldeki dosyada, davalı işveren apartman yönetimi ile davacı arasında yazılı bir hizmet sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı için bu işyerinden işe giriş bildirgesi verilmediği gibi, bildirilmiş herhangi bir hizmeti de bulunmamaktadır. Davacının eşinin 01.10.1992 işe giriş tarihli davalı işyerinden verilme işe giriş bildirgesinin bulunduğu, dönem bordrolarında, 1992/3. dönemden 90 gün, 1993/1-2. ve 3. dönemlerden 312 gün olmak üzere toplam 402 gün hizmet süresinin yer aldığı, çıkış tarihinin 12.11.1993 olarak gösterildiği, hizmet cetveline bakıldığında ise, dönem bordrolarındaki bildirimin aksine Kültür Bakanlığı"ndan 1992/3. dönemden 30 gün, 1993/1-2. ve 3. dönemlerden 224 gün olmak üzere toplam 254 gün hizmet süresinin bildirildiği, 12.11.1993 tarihinde Kültür Bakanlığı"nda bekçi olarak çalışmaya başladığı, 15.11.1993 tarihinden itibaren hizmetli, 16.12.1997 tarihinden itibaren halen daktilograf olarak çalıştğının anlaşıldığı, 04.04.1997 tarihli işyeri durum tespit tutanağında, davacının eşinin imzasının bulunduğu, işe giriş tarihinin işe giriş bildirgesi ile uyumlu olarak 01.10.1992 olarak gösterildiği, davacının eşinin 12.10.1993 tarihinden itibaren Kültür Bakanlığı"nda kadrolu olarak çalışmasına rağmen, kapıcılık görevine de her gün sabahları 07.00-08.00 arasında servise çıkarak, ekmek, gazete, süt alımı, kaloriferlerin yakılması ve bahçe temizliği, haftada bir bina temzizliğini yapmak suretiyle devam ettiğini, kira ödenmeksizin, işçilik hizmeti karşılığı davalı apartman yönetimine ait dairede oturduklarını imzalı beyanı ile belirttiği, 07.03.2010 tarihli, davacının eşinin apartman yönetimine ait daireden çıkarılmasına dair alınan kararda, 1992 yılından itibaren dogalgaz sistemine geçilmesi ve kapıcıya ihtiyaç duyulmaması sebebiyle, sabah 07:00-07:30 saatleri arasında ekmek, gazete, süt ihtiyacının karşılanması, akşamları da çöpleri almak üzere davacının eşinin memur olmasına rağmen apartmana ait ortak bölümde ücretsiz olarak oturulması karşılığında çalıştığının belirtildiği, eldeki davanın ise 22.03.2010 tarihinde açıldığı görülmüştür.
    Öte yandan; davalı tanıkları komşu işyeri tanıkları olup, beyanlarında; davacının yaşlı kadınlara bakıcılık yaptığını ya da evlere temizliğe gittiğini, ekmek, süt, gazete dağıtımına yönelik işlerin ise davacının eşi tarafından yerine getirildiğini belirtmelerine karşın, davacı tanıklarından ..."ın beyanı hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
    Hukuk Genel Kurulu"nun 29.06.2005 tarih ve 409/413 sayılı ilamında, hizmet tespiti davalarının hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir. “Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle
    ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir.
    Bu davalarda işverenin, çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.”
    Yukarda belirtilen Hukuk Genel Kurul kararı doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde;
    Davacının eşine ait davalı işyerinden verilme işe giriş bildirgesi ve dönem bordolarında bildirilen hizmetlerinin bulunması, nitekim 04.04.1997 tarihli durum tespit tutanağında davacının eşinin davalı işyerinde çalıştığını imzalı beyanı ile teyit etmesi karşısında, Mahkemece, hem 04.04.1997 tarihli durum tespit tutanağı ile dosya kapsamı arasındaki çelişki, hem de tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin eksik inceleme ve arştırma sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları soyut olup, açıkça davacının bu işyerinde kapıcı olarak çalıştığını ispata yeterli değildir.
    O halde Mahkemece yapılacak iş; kapıcılık hizmetlerinin niteliği gereği gün boyu sürmediği, karı kocanın birbirine yardım mahiyetindeki bir takım işlerin yapılmasının taraflara fazladan bir hak bahşetmeyeceği de nazara alındığında; davacının çalışmalarının eşe yardım niteliğinde bulunup-bulunmadığı hususlarını kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlemekten ibarettir. Bu itibarla; başta apartman yönetim kurulunca yapılan toplantıları ve bu toplantılarda alınan kararları gösterir karar defteri, işletme hesabı defteri ile ödemelere ilişkin ilgili kayıtlar olmak üzere, davacıya ait tüm bilgi ve belgeler davalı apartman yönetiminden getirtilerek, davacının iddialarını teyit edip etmediği yönünden değerlendirilmelidir. Yine, tarafların gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek, davacıya ait işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenilen tanık anlatımları ile iş bu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanları karşılaştırılarak, varsa çelişkiler giderilmeli, ihtilaf konusu dönemdeki apartman sakinleri, civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar ile davacının bu çalışmalarını bilebilecek durumda olan mahalle muhtarı veya azaları re"sen tespit edilip tanık sıfatıyla beyanlarına başvurularak, uzun yılları kapsayan bu bilgilerinin doğruluğu konusunda tanıklar özenle dinlenilmeli ve bu yöndeki beyanları buna göre irdelenmeli, gerekirse bu hususlar dinlenen bu tanıklara ayrıntılı şekilde açıklattırılmalı, böylelikle; davacının çalışmasının eşe yardım mahiyetinde olup-olmadığı kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
    2-) Kabule göre de; dava açmanın maddi hukuk ve usul hukuku bakımından sonuçları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 116, 123 ve 141. maddelerinde düzenlenmiş olup, dava açılmasının usul hukuku bakımından doğurduğu sonuçlardan biri de, her davanın açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmasıdır. Hüküm, uyuşmazlığın başladığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş olayları kapsar. Özel bir nedeni olmadıkça davadan sonraki olayları ve hakları kapsamaz, aksinin kabulü anılan Kanunun 297. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen ilkelere aykırılık oluşturur.
    Somut olayda; yukarıda açıklanan ilke gereğince, mahkemece, ancak dava tarihine kadar olan dönem için tespit hükmü kurulabileceği gibi, talebin de dava tarihi ile sınırlı olduğu gözetilmeksizin, dava tarihinden sonraki dönem için Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 74. maddesinde (Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 26. maddesi) düzenlenen taleple bağlılık ilkesi de ihlal edilmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı Apartman Yöneticiliği"ne iadesine, 07.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi