Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/5477
Karar No: 2022/6867
Karar Tarihi: 31.05.2022

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/5477 Esas 2022/6867 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2022/5477 E.  ,  2022/6867 K.

    "İçtihat Metni"



    BÖLGE ADLİYE
    MAHKEMESİ : ... 27. Hukuk Dairesi

    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

    Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31.05.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

    Duruşma günü davalı vekili Avukat ...ile davacı vekili Avukat... geldiler.

    Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

    Dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Türkmenistan'da bulunan işyerinde 22.01.2010-22.11.2016 tarihleri arasında ince işler formeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğini, ücretinin net 2.000,00 USD olduğunu, ücretin 500,00 USD'lik kısmının elden avans olarak geri kalanın ise bankadan ödendiğini, haftanın 6 günü 07.00-21.00 saatleri arasında, şantiyelerin resmî açılışlarından önceki 3 ay haftanın 7 günü 07.00-24.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda iki pazar hafta tatilinde 07.00-17.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, Ramazan Bayramı'nda bir gün, Kurban Bayramı'nda iki gün tatil yaptığını, geri kalan tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı halde ücretini almadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının, davalıya ait işyerinde 22.01.2010-15.05.2012 ve 12.12.2012-23.11.2016 tarihleri arasında çalıştığını, birinci çalışma dönemi ücretinin 972,00 USD, ikinci çalışma dönem ücretinin son olarak 1.111,00 USD olarak belirlendiğini, her iki çalışma dönemi için yapılan kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerine göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını, davalı işyerinde çalışmanın 08.00-18.00 saatleri arasında olduğunu, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışması karşılığı ücretlerin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının birinci çalışma dönemine ilişkin kıdem ve ihbar tazminatının ödenerek söz konusu dönemin tasfiye edildiği, davacının 12.12.2012-23.11.2016 tarihleri arasında geçen ikinci çalışma döneminde ise 3 yıl 11 ay 11 gün süreyle çalıştığı, işverence teyit edilmeyen personel avans hesabı ekstre kayıtları, emsal çalışanlara ait ücret tahakkuk listeleri, banka hesap dökümleri, dinlenen davacı tanığının ücretin bir kısmının avans olarak elden ödendiğine dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının son ücretinin net 2.000,00 USD olduğu, davacıya ikinci çalışma dönemi için kısmen kıdem ve ihbar tazminatı ödendiği, söz konusu ödemelerin mahsubu ile bakiye kıdem ve ihbar tazminatına hükmedildiği, fazla çalışmaların salt tanık anlatımları ispatı hâlinde bir kimsenin haftalık 18 saat üstü fazla çalışma yapmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle davacının haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığının kabul edildiği, tanık beyanları kapsamında davacının Ramazan Bayramı'nda bir gün, Kurban Bayramı'nda iki gün çalışmadığı, diğer tüm ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı, davacının her ayın 2 haftasında hafta tatili yapmaksızın çalıştığı gerekçesiyle fark kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ücretin hatalı belirlendiğini, ücrete ilişkin ispat yükünün davacıda olduğunu, iş sözleşmesinin yazılı delil olduğunu, davacı tarafından sunulan belgelerin hiçbirinin davalı Şirket tarafından imzalı olmadığını ve yazılı delil olarak değerlendirilemeyeceğini, ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplamasında hafta tatiline denk gelen günlerin dışlanmadığını, pazar günü için hem ulusal bayram ve genel tatil hem de hafta tatili hesaplaması yapıldığını, davacının isminin bulunmadığı ancak başkaca çalışanların isimleri yer alan ve taraflarınca kabul görmeyen evrak üzerinden hesaplama yapıldığını, tanık beyanı dışında başkaca delil olmadığını, asgari ücretin davacının ücretine oranı gözetilerek farklı seneler için farklı ücret hesabı yapılması gerektiğini, husumetli ve davacıyla birlikte çalışması olmayan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacının tüm çalışma dönemi boyunca fazla çalışma yaparak ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmış olması ve ücretini almamasına rağmen hiçbir itirazda bulunmadan çalışmaya devam etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu alacaklardan yapılan indirimin de düşük olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı işçi tarafından yapılan iş, davacının kıdemi, tanık beyanları ve emsal işçi ücretine göre Mahkemece davacının en son ücretine dair tespitte isabetsizlik olmadığı, davalı tarafça davacıya ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı ödemesi yapıldığından bakiye kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinde hata olmadığı, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanları doğrultusunda, davacının çalıştığı dönemde bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ile hafta tatili alacağı yönünden işyerinde anılan günlerde çalışma yapıldığının ispatlandığı, söz konusu alacaklardan yapılan indirimin Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, davalı vekilince dosyaya tanıkların gerçeği söylemediklerine dair ciddi ve inandırıcı delil sunulmadığı, aksine ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadıkça asıl olanın tanıkların gerçeği söylediği olduğu değerlendirilerek Mahkemece davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde; somut uyuşmazlıkta Türkmenistan hukukunun uygulanması gerektiğini, belirsiz alacak davasının şartları bulunmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, aksi hâlde davacı haksız ve kötüniyetli olarak belirsiz alacak davası açtığından davasının kısmi dava olarak kabul edilerek müvekkili Şirketin ileri sürmüş olduğu zamanaşımı definin dikkate alınması gerektiğini, davacının ücretine ilişkin olarak müvekkili Şirket tarafından davacının imzasını havi senet niteliğinde olan deliller sunulduğunu, buna rağmen İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin husumetli tanık beyanlarına ve delil niteliğini taşımayan dokümanlara itibar ederek hukuka aykırı karar tesis ettiğini, dava konusu fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına ilişkin olarak husumetli ve davacı ile menfaat birlikteliği olan tanık beyanı dışında herhangi bir delil getirilemediğini, dosya kapsamında yeterli emsal ücret araştırması yapılmadığını, davacının hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatı alacağının eksiksiz bir biçimde kendisine ödendiğini, müvekkili Şirketin sunmuş olduğu belgelere itibar edilmeyip onun yerine delil niteliğine haiz olmayan, herkes tarafından her zaman üretilebilecek bir kısım evraka ve husumetli tanık beyanlarına dayanılarak hüküm tesis edildiğini, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacıya sehven ödenen 518,47 USD yıllık izin ücretinin takas ve mahsubu gerektiğini, bir an için davanın reddi talebi kabul edilmeyecek olsa bile belirlenen alacak kalemlerinden en az %60 oranında indirim uygulanması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe:
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, dava şartı, fesih, ücretin miktarı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı ve bu alacaklardan Mahkemece yapılan indirimin oranına ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 17, 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1. 4857 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde çalışma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmiştir. Ancak tarafların anlaşması ile bu normal çalışma süresinin, haftanın çalışılan günlerine günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği ilkesi benimsenmiştir. Kanun'un 41 inci maddesine göre fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalardır.

    2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla, bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

    3. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

    4. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması hâlinde Yargıtayca son yıllarda uygun bir indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama hâlini almıştır.

    5. Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.

    6. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

    7. Yukarıda yapılan açıklamalar ile dosya kapsamındaki deliller bütün olarak değerlendirildiğinde; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ve kararın gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu görülmüştür.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Davacı yararına takdir edilen 3.850,00 TL duruşma vekâlet ücreti ve aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı tarafa yükletilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    31.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.










    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi